
Asgari Ücret Tespit Komisyonu, üç aylık yoğun görüşmelerin ardından 2026 yılı için yeni asgari ücreti net 28.075 TL, brüt 33.300 TL olarak duyurdu. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan, açıklamasında “Kayıtlı istihdamı ve çalışma hayatını güçlendirmek amacıyla Asgari Ücret Desteğini 2026 yılı itibarıyla 1.270 TL’ye yükseltiyoruz” diyerek paketin içeriğini özetledi.
“Bu artış, çalışanların reel alım gücünü artırmak ve enflasyonun olumsuz etkilerini dengelemek için kritik bir adım” şeklinde de ekledi Bakan Işıkhan.

Bu açıklamanın hemen ardından Cumhur İttifakı’nın ortağı BBP Genel Başkanı Mustafa Destici, sosyal medya üzerinden sert bir paylaşımda bulundu. “Asgari ücret sadaka değil, alın teridir. Açıklanan rakam alın terinin karşılığı olmamıştır!” diyerek yeni ücreti çalışanların emeğine yeterli gelmediğini vurguladı. Destici, özellikle düşük gelirli ailelerin geçim sıkıntısını gidermeye yönelik daha kapsayıcı bir politikaya ihtiyaç duyulduğunu belirtti.
Destici’nin açıklamaları, partinin işçi kesimiyle olan ilişkisini güçlendirme çabası olarak yorumlandı. Diğer muhalefet partileri de benzer eleştirileri dile getirirken, iktidar partisinin ise “Yeni asgari ücret, ekonomik istikrar ve istihdam hedefleriyle uyumlu” savunması sürüyor.
Ekonomistler, enflasyonun yüksek seyrettiği bir ortamda asgari ücretin %10‑12 civarında artırılmasının, reel alım gücünü sadece sınırlı ölçüde iyileştireceğini, fakat enflasyonla mücadele için daha geniş kapsamlı mali politikaların gerekliliğini vurguluyor.
Özellikle tarım ve hizmet sektörlerinde çalışan milyonlarca insan, bu artışın yeterli olup olmadığını mercek altına alıyor. İşçi sendikaları da “Ücret artışının gerçek yaşam maliyetlerine göre yeniden değerlendirilmesi” talebinde bulunuyor.
Bu tartışmalar, önümüzdeki ay yapılacak olan Cumhurbaşkanı ve TBMM seçimleri öncesinde gündemi daha da ısıtabilir. Asgari ücretin politik bir araç olarak nasıl kullanılacağı, seçmen davranışlarını ve parti programlarını şekillendirecek kritik bir faktör olarak öne çıkıyor.