
Düşük gelirli bir vatandaş, çene açıklığının dar olması nedeniyle devlet hastanesinde tedavi olamadığını ve tek seçeneğin özel bir kliniğe gitmek olduğunu söyledi. “Bir dişime kanal tedavisi, bir dişime de dolgu yaptırdım. Buraya verdiğim parayla, 4 sene önce 1993 model bir araba almıştım.” şeklindeki ifadesi, sosyal medyada hızla yayıldı.

Vatandaş, tedavi ücretinin ne kadar olduğunu açıklamasa da ödediği miktarın 1993 model bir otomobilin güncel fiyatına (75.000‑100.000 TL) çok yakın olduğunu vurguladı. Bu durum, artmış enflasyon ve sağlık sektöründeki fiyat şişkinliğinin bir göstergesi olarak yorumlandı.
Uzmanlar, özellikle diş sağlığı gibi zorunlu tedavilerin fiyatlarının kontrol altına alınmadığını ve halkın sağlık hizmetlerine erişimini zorlaştırdığını belirtiyor. Ekonomistler ise bu tür örneklerin, genel enflasyonist baskıların bir yansıması olduğunu ve tüketicilerin satın alma gücünün giderek azaldığını ifade ediyor.
Sosyal medyada paylaşım yapan kullanıcılar, “Sağlıkta fiyatlar bir uçuruma gitti”, “İnsanların diş hekimine gidecek parası kalmıyor” gibi tepkiler verdi. Birçok yorum, devletin bu alandaki düzenlemeleri gözden geçirmesi gerektiğini savundu.
Vatandaş ise, “Allah hepimizin yardımcısı olsun” diyerek durumun ağırlığını ve umudunu dile getirdi. Bu sözler, hem şok edici maliyetleri hem de toplumsal dayanışma ihtiyacını ortaya koyuyor.
Bu tür haberler, sağlık harcamalarının kişisel bütçelere etkisi ve enflasyonun günlük yaşam üzerindeki yansımaları açısından kritik bir uyarı niteliği taşıyor.