
“İsrail, uluslararası sistemde fiilen dokunulmazlık zırhıyla hareket etti ve bu durum on yıllar sürdü,” diye belirten Hakan Fidan, “artık bu dönemin sona erdiğini görüyoruz. Türkiye, ortaklarıyla birlikte bu sürecin sonlanmasında kritik bir rol üstlendi” şeklinde konuştu.

Fidan, Suriye Hükümeti ile Suriye Demokratik Güçleri (SDG) arasında 10 Mart’ta imzalanan mutabakatı hatırlatarak, “Biz de sürecin diyalog, müzakere ve barışçıl yollarla ilerlemesini umuyoruz” dedi. Yeniden askeri yollara başvurulmasının önüne geçmek gerektiğini vurgulayan bakan, “SDG’nin sabrının tükenmekte olduğunu ve tarafların mutabakata sadık kalması gerektiğini” sözlerine ekledi.
Türkiye’nin 40 yıllık terörle mücadele deneyimini öne çıkaran Fidan, “PKK ve diğer terör örgütleriyle mücadelede edindiğimiz birikim, DEAŞ ile mücadelede de büyük avantaj sağlıyor” ifadelerini kullandı. Suriye’nin uluslararası DEAŞ karşıtı koalisyona katılımının “büyük bir adım” olduğunu belirten bakan, geçen ay Washington’da imzalanan belgelerden bahsederek, “DEAŞ’la mücadelede bölge ülkeleriyle ortak bir duruş sergiliyoruz” dedi.
Fidan, Karadeniz’de artan güvenlik risklerine de değinerek, “Türk Hava Kuvvetleri, Karadeniz’den gelen bir İHA’yı düşürdü; ticari gemiler hedef alınıyor” şeklinde uyarıda bulundu. Tahıl Anlaşması sayesinde 30 milyon ton tahılın dünya pazarlarına ulaştırıldığını ve bunun Afrika için hayati önem taşıdığını vurguladı. “Tüm bu sorunların en kısa çözümü ateşkestir” diyerek, bölgesel gerilimlerin tırmanmasının önüne geçilmesi gerektiğini belirtti.
Kıbrıs meselesine ilişkin değerlendirmesinde Fidan, “Kıbrıslı Türklerin izolasyonu sona ermeli” diyerek iki devletli çözüm önerisini tekrar etti. Rum yönetiminin Türkiye’yi çeşitli platformlarda engellemesinin, AB‑Türkiye iş birliğini zorlaştırdığını ifade etti ve “cesur bir tutumla gerçekleri söylememiz gerektiğini” vurguladı.
Fidan, Rusya‑Ukrayna savaşıyla ilgili olarak, Türkiye’nin her iki tarafla da iletişim kurabilen nadir ülkelerden biri olduğunu ve ateşkes için yoğun çaba gösterdiğini belirtti. “Gazze örneğinde olduğu gibi, bu tür bir arabuluculuk ancak ABD’nin aktif katılımıyla mümkün” diyerek, ABD, Rusya, Ukrayna ve Avrupa ülkeleriyle yürütülen görüşmelerin yakın olduğunu ifade etti. Güvenlik garantileri konusunun sürecin en zor başlıklarından biri olduğunu da ekledi.