
Hollanda Kupası çeyrek finalinde Feyenoord, ev sahibi sahasında Heerenveen ile 2-2 berabere kaldı. Maçın son dakikalarında gelen penaltı fırsatı kayd edildi ve skor değişmedi, böylece üç maç üst üste kaybetme cezasını aldılar. Bu sonuç, kulübün sezonun ilk yarısındaki en düşük performans seviyesini işaret ediyor.
Maç bitiminde tribünde yaşanan protestolar, stadyumu bir ses kulesine dönüştürdü. Taraftarlar pankartlarla yönetimi eleştirirken, bazıları saha kenarında oturan teknik ekibi de hedef aldı. Bu gergin atmosfer, kulübün yönetimle olan ilişkisini daha da zorlaştırdı.
Maç sonrası Robin van Persie, kaleci Justin Bijlow eşliğinde tribünlere indi. Van Persie, “Bu sonuç tamamen benim sorumluluğum. Taraftarların öfkesi tamamen haklı. Özür dilerim, eleştirileri dinleyeceğiz” dedi. Bijlow ise, “Taraftarlarımızın kızgınlığı anlaşılır. Onların sesini duymalı ve bu durumu bir dönüm noktası olarak kullanmalıyız” şeklinde konuştu.
Teknik direktörün takımı, Eredivisie’de son 12 maçta sadece 4 galibiyet elde etti, geri kalan 8 maçta ise yenildi. Bu performans, kulübün geçen sezonki şampiyonluk umutlarını suya düşürdü ve Avrupa kupalarına katılım şansını ciddi biçimde azalttı. İstatistiksel olarak, Feyenoord’un savunma hattı bu sezon en fazla gol yiyen takımlardan biri oldu.
Önümüzdeki hafta Feyenoord, Twente ile karşılaşacak. Uzmanlar, bu maçın teknik heyetin gelecekteki kaderini belirleyeceğini vurguluyor. Van Persie’nin bu baskıyı kaldırıp kaldırmayacağı, taraftarların sabrının ne kadar dayanabileceği merak konusu.

Feyenoord’un bu zorlu döneminde, kulüp yönetimi, teknik ekip ve oyuncuların ortak bir çerçevede çalışması şart. Aksi takdirde, taraftarların öfkesi sadece sesli protestolarla sınırlı kalmayacak, kulübün mali ve sportif geleceğini de tehlikeye atabilir.
Feyenoord’un durumu gerçekten zor görünüyor. Üst üste üç yenilgi ve taraftarların tepkisi, yönetim için ciddi bir sınav olacak.