
28 Aralık’ta İran’da yaşanan yüksek enflasyon, ülkede büyük bir toplumsal huzursuzluğa yol açtı. İran vatandaşları temel gıda ve enerji fiyatlarındaki artışı protesto ederek sokaklara döküldü. Bu gösteriler, “protesto kültürü” olarak nitelendirilen bir atmosferin içinde, farklı etnik ve dini grupların ortak sesini duyurmasına neden oldu.

ABD Başkanı Donald Trump, İran’a yönelik sert bir mesaj vererek “Silahlarımız hazır” dedi. Bu sözler, bölgedeki tansiyonu aniden yükseltti ve uluslararası medyada geniş yankı buldu. Ancak Dr. Alihan Limoncuoğlu, Trump’ın bu söylemini “kendi iç kamuoyunu canlandırma çabası” olarak yorumladı ve gerçek bir askeri müdahale olasılığının düşük olduğunu vurguladı.
“Savaş çıkacağını düşünmüyorum, Trump bundan kaçınacaktır. Trump daha çok kendi iç kamuoyuna oynuyor ve kendisini ‘özgürlüklerin savunucusu’ olarak konumlandırmaya çalışıyor,” dedi Limoncuoğlu. Uzman, İran ekonomisinin giderek kötüleştiğini ve protestoların devam edeceğini, fakat bu durumun doğrudan bir savaş senaryosuna dönüşmeyeceğini belirtti.
Limoncuoğlu, İran’ın çok kimlikli etnik yapısının ve tarihsel protesto geleneğinin yeni bir devrim için zemin hazırladığını ifade etti. “İran’da yeni bir devrim 20‑25 yıl içinde gerçekleşebilir. Bu süreçte protestolar etnik ya da milli temelli isyanlara dönüşebilir, ancak mevcut dinamikler daha çok toplumsal talepler üzerine odaklanmıştır,” şeklinde konuştu.
Uzman, İran’daki istikrarsızlığın bölge ülkeleri ve enerji piyasaları üzerindeki etkilerini de değerlendirdi. Ekonomik baskıların devam etmesi, İran’ın dış yatırım çekme kapasitesini azaltırken, ABD‑İran gerilimlerinin yükselmesi küresel petrol fiyatlarını dalgalandırabilir. Bununla birlikte, Trump’ın iç politikaya yönelmesi, ABD’nin dış müdahale riskini daha da düşürmektedir.
Bu çerçevede, Dr. Limoncuoğlu, hem İran’da hem de uluslararası arenada uzun vadeli bir stratejik sabır gerektiğini vurguladı.