Koç Üniversitesi Toplumsal Cinsiyet Eşitliği ve Sürdürülebilir Kalkınma UNESCO Kürsüsü tarafından verilen Prof. Dr. Çiğdem Kağıtçıbaşı İnsan Gelişimi Araştırma Ödülü, ülkemizde insan esenliğini artırmaya yönelik bilimsel araştırmaları teşvik etmeyi amaçlıyor. Bu yılın sahibi, engellilik ve toplumsal cinsiyetin kesişiminde yenilikçi bir perspektif sunan Dr. Mine Egbatan oldu.
Başvurular, Koç Üniversitesi’nden Prof. Dr. Nazlı Baydar, Hacettepe Üniversitesi’nden Prof. Dr. Yasemin Usluel, Koç Üniversitesi’nden Dr. Nazlı Altınok ve Doç. Dr. Burak Gürel’den oluşan uzman bir jüri tarafından titizlikle incelendi. Jüri, araştırmanın metodolojik sağlamlığı, teorik katkısı ve toplumsal etki potansiyelini değerlendirerek ödülü Dr. Egbatan’a verdi.
“Popülist Türkiye’de Engellilik, Cinsiyet ve Altyapı” başlıklı çalışma, Türkiye’deki popülist politikaların engelli bireylerin toplumsal cinsiyet rollerine nasıl yansıdığını ve altyapı hizmetlerine erişimde hangi yapısal engelleri yarattığını derinlemesine analiz ediyor. Çalışma, hem nitel hem de nicel verileri harmanlayarak, politikaların toplumsal cinsiyet eşitsizliği ve engellilik üzerindeki çarpıcı etkilerini gözler önüne seriyor.
“Bu yıl ödüle değer verilen çalışma, engellilik ve toplumsal cinsiyetin kesişimindeki kırılganlıkları görünür kılarken, daha kapsayıcı sosyal politikaların nasıl mümkün olabileceğine dair güçlü bir çerçeve sunuyor” diyerek Prof. Dr. Bertil Emrah Oder (KOÇ‑KAM Direktörü ve UNESCO Kürsüsü Sahibi) sözlerine ekledi: “Araştırma bulgularının, kapsayıcı sosyal politikaların geliştirilmesine katkı sunmasını diliyoruz.”

Ödül töreni, Koç Üniversitesi kampüsünde gerçekleşti ve Dr. Egbatan, Teksas Üniversitesi’nde yürüttüğü araştırmalarını, uluslararası akademik çevrelerde de yankı uyandıracak şekilde sunma fırsatı buldu. Bu ödül, genç araştırmacıların toplumsal sorunlara bilimsel çözüm üretme motivasyonunu artırırken, Türkiye’deki akademik altyapının uluslararası standartlara ulaşması yönünde önemli bir kilometre taşı niteliği taşıyor.
Bu başarı, sadece Dr. Egbatan’ın değil, aynı zamanda Türkiye’deki engellilik ve toplumsal cinsiyet çalışmaları alanındaki tüm akademisyenlerin ve politika yapıcıların da göz önünde bulundurması gereken bir örnek teşkil ediyor.