
ABD Güney Komutanlığı (SOUTHCOM), Güney Mızrağı Operasyonu adı altında, ABD Savunma Bakanı Pete Hegseth’in doğrudan talimatlarıyla iki şüpheli tekneye saldırı düzenlediğini açıkladı. Elde edilen istihbarat, bu teknelerin uzun süredir bilinen bir uyuşturucu kaçakçılığı rotası üzerinde hareket ettiğini ve narko‑terörist örgütlere bağlı olduklarını kanıtladı. Saldırının ardından 3’ü birinci tekne, 2’si ikinci tekne olmak üzere toplam beş terörist öldürüldü; Amerikan askeri personeline hiçbir zarar ulaşmadı.

The Hill gazetesinin haberine göre, Eylül başından bu yana ABD ordusu Karayipler ve Doğu Pasifik’te en az 26 kez tekne saldırısı düzenledi. Bu saldırılarda en az 104 kişi hayatını kaybetti. İnsan hakları örgütleri ve bazı devletler, bu eylemleri “yargısız infaz” ve uluslararası hukukun ihlali olarak nitelendirerek sert bir tepki gösterdi. Uzmanlar, ABD’nin uyuşturucu kaçakçılığı iddiasıyla askeri müdahaleye gitmesinin bölgesel istikrarı tehdit ettiğini ve diplomatik gerilimleri artırabileceğini vurguluyor.
ABD yetkilileri, operasyonların uluslararası hukuk çerçevesinde ve birleşmiş milletler kararları doğrultusunda gerçekleştirildiğini savunuyor. Ancak, hedef alınan teknelerin su üstünde olduğu, açık denizlerde bulunduğu ve silahlı kuvvetlerin müdahalesinin “gerekli” olup olmadığı hâlâ tartışma konusu. Birleşmiş Milletler Deniz Hukuku Konvansiyonu (UNCLOS) kapsamında, bir devletin başka bir devletin deniz araçlarına izinsiz saldırı yapması ancak meşru müdafaa durumunda mümkündür. Bu bağlamda, uluslararası mahkemeler ve bölgesel örgütler önümüzdeki aylarda daha detaylı bir inceleme yapma ihtimali yüksek.
Uzmanlar, ABD’nin benzer operasyonları sürdürmesi halinde, bölgedeki diğer ülkelerin savunma politikalarını yeniden gözden geçirebileceğini ve deniz güvenliği konusundaki uluslararası işbirliğinin yeniden şekillenebileceğini öngörüyor. Aynı zamanda, insan hakları savunucuları, mağdurların ailelerine tazminat ve adalet taleplerini artırarak, bu tür askeri eylemlerin şeffaf bir şekilde soruşturulmasını istiyor.