
93 yaşındaki Ali İlgeç, kafasında sivilce şeklinde bir leke fark etti. Zamanla bu leke büyüyerek ceviz büyüklüğüne ulaştı ve hastane kapılarını çaldı. Saçlı deride ortaya çıkan bu kitle, ilk başta basit bir sivilce gibi algılsa da, ilerleyen aylarda belirgin bir şişlik ve renk değişikliği gösterdi.

Hastanın başvurduğu Sakarya Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde Patoloji Bölümü, kitleyi inceleyerek trikoblastik sarkom tanısını koydu. Dünya tıp literatüründe yalnızca iki vaka bulunurken, bu vaka üçüncü ve Türkiye’deki ilk örnek olarak kayıtlara geçti. Uzman hekimler, hastalığın iyi huylu bir kitleden kötü huylu bir tümöre dönüşebilen nadir bir form olduğunu belirttiler.
Plastik, Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Klinik İdari Sorumlusu Op. Dr. Muaz Zuhurlu, erken tanı ve multidisipliner yaklaşımın tedavideki kritik rolüne vurgu yaptı. “Erken teşhis hayat kurtarır” diyerek, hastanın tüm lezyonlarının güvenli cerrahi sınırlarla çıkarıldığını ve ameliyatın sorunsuz geçtiğini belirtti.
Operasyon sonrası hastanın genel sağlık durumu iyi, yara iyileşmesi sorunsuz ve hastanın günlük aktivitelerine devam ettiği bildirildi. Takip sürecinde Tıbbi Onkoloji, Cildiye ve Cerrahi bölümleri iş birliği içinde çalışacak.
Tıbbi Patoloji Kliniği İdari Sorumlusu Prof. Dr. Fahri Yılmaz, kitleyi mikroskop altında incelerken literatürdeki iki benzer vaka ile kıyasladıklarını ve bu vakayı üçüncü örnek olarak literatüre kazandırmayı planladıklarını dile getirdi. “Bu tümör, dermatolojik kökenli iyi huylu bir lezyonla birlikte ortaya çıkabilir; bu da tanıyı daha da zorlaştırıyor.”
Ali İlgeç, “Kafamda sivilce kadardı, büyüyerek ceviz büyüklüğüne ulaştı. Doktorlarım kitleyi çıkardı, şimdi hiçbir şikayetim yok” dedi. Oğlu Osman İlgeç ise, “Babam ilk defa bir leke şeklinde fark etti, lazerle aldırdık, ama bir buçuk ay içinde tekrar büyüdü. Doktorlar sayesinde operasyon başarılı geçti ve şu anda takibi yapılmakta.” şeklinde konuştu.
Trikoblastik sarkom, saçlı deride ortaya çıkan, embryonik kökenli nadir bir malign tümördür. Genellikle çocukluk döneminde görülse de, bu vaka 93 yaşında bir hastada ortaya çıkmasıyla literatürdeki tekilliklerini artırıyor. Erken tanı, cerrahi eksizyon ve multidisipliner tedavi, hastanın prognozunu belirleyici faktörlerdir.
Bu vaka, Türkiye’deki sağlık kuruluşlarının nadir hastalıklara yönelik erken tanı ve tedavi kapasitelerinin artmasının bir göstergesi olarak değerlendiriliyor. Uzman ekip, hastanın sistemik yayılım riskini değerlendirmek üzere periyodik kontrolleri sürdürecek ve elde edilen bulgular uluslararası tıp dergileriyle paylaşılacak.