Dursun Çiçek, 35 yıl Türk Silahlı Kuvvetleri’nde görev yapmış bir siyasetçi olarak, “Genelde çözüm sürecini destekliyoruz” ifadelerini kullandı ve bu sürecin Meclis içinde şeffaf bir çerçevede yürütülmesi gerektiğini yineledi. “Çözüm sürecinin sürdürülebilirliği, tüm siyasi partilerin ortak sorumluluğudur” diyen Çiçek, CHP’nin yıllardır bu prensibi savunduğunu vurguladı.

Komisyonun mevcut yapısının bu ilkeye uygun olduğunu, rapor safhasına geldiğini ve CHP’nin katılım kararını bu çerçevede aldığını belirtti.
Çiçek, CHP’nin İmralı’ya heyet gönderilmemesi kararını şu sözlerle değerlendirdi: “Bu girişim siyasi ya da güvenlik açısından sonuç vermeyecek“. Ona göre asıl odak, “Kuzeydoğu Suriye’deki terör örgütlerinin geleceği” olmalı ve bu tür sembolik ziyaretler sorunun köküne inmez.
MHP lideri Devlet Bahçeli’nin “Silivri’ye gitmekle İmralı’ya gitmek arasında fark yok” söylemi, Çiçek tarafından sert bir dille eleştirildi. “Bu söz Türk siyaseti açısından bir talihsizliktir” diyerek, iki ceza kurumunun farklı güvenlik ve adli süreçlere sahip olduğuna dikkat çekti.
Komisyonun nihai karar merci olmadığı, ancak yasama süreçlerine ışık tutacak bir rapor hazırladığı ifade edildi. Çiçek, cezaevlerinin aşırı doluluğuna işaret ederek, “Ağır suç işlememiş kişilerin infaz yasasından faydalanarak adli kontrolle topluma kazandırılması” ihtimalini gündeme getirdi. Bu yaklaşım, infaz sisteminin daha esnek ve insan haklarına duyarlı bir yapıya kavuşması gerektiğini gösteriyor.
İmralı ziyareti konusundaki tartışmalara da değinen Çiçek, Özgür Özel’in “AK Parti’den teklif geldi” açıklamasını “gerçekçi” olarak nitelendirdi. Ancak AK Parti milletvekillerinin dönüşteki çelişkili açıklamaları, konunun netleşmesini zorlaştırıyor.
Bu açıklamalar, Türkiye’nin terörle mücadele politikaları, ceza infaz sistemi ve siyasi partilerin çözüm sürecine bakışı açısından yeni bir tartışma alanı açıyor.