
Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli, Milli Eğitim Bakanlığı tarafından kamuoyuna sunulan, uzun süredir beklenen bir yenilik olarak tanımlanıyor. Model, fen, bilişim, sanat ve yabancı dil gibi alanlarda beceri temelli, yaparak ve yaşayarak öğrenme yöntemlerini ön plana çıkarıyor.
Modelin savunucuları, öğrenci motivasyonunu artıracağını, 21. yüzyıl yetkinliklerini kazandıracağını ve eğitimde fırsat eşitliği yaratacağını iddia ediyor. Ancak Oğuz Özat, teorik avantajların sadece kağıt üzerindeki bir reformdan ibaret kalmaması gerektiğini vurguladı.

Özat, fiziki altyapı eksikliği konusuna özellikle değindi: “Bugün birçok okulumuz, yeni müfredatın gerektirdiği laboratuvar, spor salonu ve sanat atölyeleri gibi temel donanımlardan yoksun.” Bu eksiklik, özellikle fen deneyleri ve kodlama laboratuvarları gibi uygulamalı derslerin yürütülmesini imkânsız kılıyor.
Ülke genelinde binlerce okul hâlâ fen laboratuvarı, bilgisayar odası ya da yeterli spor sahası olmadan eğitim veriyor. Özellikle kırsal ve dezavantajlı bölgelerdeki okulların durumu daha da kötü; bazı okullarda sadece sınıf odaları mevcut ve çevrim içi öğrenme araçları sınırlı.
Öğretmenler de bu eksiklerle mücadele ediyor. “Müfredat yaparak ve yaşayarak öğrenmeye dayalı, fakat sınıflarımızda bu yöntemi uygulayacak ekipman yok. Ders kitapları eski müfredata göre dağıtıldı, öğretmen kılavuzları ise zamanında ulaşmadı,” diye belirtti Özat.
Bu durum, sadece öğrencilerin değil, öğretmenlerin de iş yükünü artırıyor. Yoğun sınav ve ölçme‑değerlendirme süreçleri, kırtasiye masrafları ve eksik materyaller, eğitim kalitesini düşürüyor.
Özat, acil bir altyapı yatırımı çağrısında bulundu: “Yeni müfredatı destekleyecek laboratuvar, spor salonu, sanat ve beceri atölyeleri gibi alanların kurulması, eğitimde fırsat eşitliğinin sağlanması açısından kritik.” Özellikle dezavantajlı bölgelerdeki okulların öncelikli olarak ele alınması gerektiğini vurguladı.
Uzmanlar da benzer bir görüş paylaşarak, 2026‑2028 yılları arasında yapılacak altyapı harcamalarının toplam eğitim bütçesinin %3,5’ini aşmaması halinde modelin tam anlamıyla hayata geçirilemeyeceğini belirtiyor.
Sonuç olarak, Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli’nin içerik gücü yüksek olsa da, fiziki altyapı eksikliği modelin başarısını ciddi şekilde tehdit ediyor. Bakanlığa, okulların gerçek ihtiyaçlarına yönelik hızlı ve şeffaf bir yatırım planı hazırlanması çağrısı yapılıyor.