
Prof. Dr. Seyfettin Erdoğan, 2025 yılında dezenflasyon sürecinin hâlâ devam ettiğini vurguladı. Tarımda yaşanan daralma, özellikle zirai don ve kuraklık etkileriyle üretim miktarında belirgin bir gerilemeye yol açtı. Bu durumun ihracat performansını da olumsuz etkilediğini belirten Erdoğan, “2023 ile kıyasladığımızda 2024 ve özellikle 2025 yılı, ekonomik göstergeler bakımından daha olumlu bir seyir izledi” şeklinde konuştu.

Erdoğan, enflasyonla mücadelede daraltıcı para ve maliye politikalarının kritik rol oynadığını, bu politikaların 2025 yılında da sürdürülmesinin gerektiğini söyledi. Faiz oranlarının yavaş yavaş düşmesi, ekonomik hareketliliği canlandıracak ve tüketici güvenini artıracak. “İç ve dış konjonktürün olumsuz bir etki yaratmaması koşuluyla, enflasyonun %15‑16 bandına gerilemesi mümkün” diyerek 2026 yılı için umut verici bir tablo çizdi.
Asgari ücret konusuna değinen Erdoğan, artış oranının %27 seviyesinde tutulmasının ekonomik istikrar açısından zorunlu olduğunu vurguladı. “Enflasyonla mücadele edilen bir ortamda, asgari ücreti %40‑50 bandına çıkarmak, uygulanan politikanın inandırıcılığını zedeler” şeklinde uyarıda bulundu. Ayrıca, maliyet enflasyonu, talep enflasyonu ve spekülatif enflasyon riskinin artmasına yol açabileceğini, bazı üreticilerin ücret artışını bahane ederek etik dışı fiyat artışlarına gittiğini dile getirdi.
Erdoğan, 2026’da faizlerin düşüş trendinin sürdüğünü ve bunun ekonomik aktiviteyi destekleyeceğini belirtti. Özellikle altın fiyatlarının yükseliş trendinin devam edeceğini öngören ekonomist, yatırımcılara tek bir enstrümana yönelmek yerine dengeli bir portföy oluşturmalarını tavsiye etti. “Altın, belirsizlik dönemlerinde güvenli liman olmaya devam edecek; ancak riski dağıtmak her zaman daha sağlıklı bir strateji” şeklinde bir kapanış yaptı.
2025 yılında hem dış hem iç faktörlerin bir arada değerlendirilmesi gerektiğini hatırlatan Erdoğan, ihracatın sürdürülebilir büyüme için kritik olduğunu, aynı zamanda döviz kurlarındaki istikrarın enflasyon üzerindeki baskıyı hafifleteceğini vurguladı. Bu bağlamda, “Makroekonomik istikrar, enflasyonun kontrol altına alınması ve faizlerin kademeli olarak düşürülmesi, Türkiye’nin uzun vadeli büyüme hedeflerine ulaşmasını sağlayacak temel taşlardır” diyerek konuşmasını sonlandırdı.