
Şişli Nişantaşı’nda bulunan tarihi Taş Konak, Kalyon Vakfı ve Türk Kızılayı işbirliğiyle “Kalanlar” adlı bir sanat sergisine ev sahipliği yaptı. Altı farklı odada yer alan enstalasyonlar, deneyim alanları ve multimedya çalışmaları, Gazze’de yaşanan yıkımın ortasından doğan vakur direnişi sanat diliyle gözler önüne seriyor.

Sergi, 30 Mart’a kadar açık kalacak ve ziyaretçilerine Filistin çorbası, simidi, zeytin ve hurma gibi yerel ikramlar sunarak konuklarıyla empati kurmayı hedefliyor.
Emine Erdoğan, iki yılda Gazze’de 70 binden fazla insan ve 20 binden fazla çocuğun hayatını kaybettiğini vurguladı. 56 bin çocuğun yetim kaldığını, 2.700 ailenin nüfusunun silindiğini, 13.500 öğrencinin ve 830 öğretmenin hayatını yitirdiğini dile getirdi. İsrail’in gıda ve ilaç ambargosu nedeniyle 12 bin hamile kadının düşük yaptığı da söz konusu sayılar arasında yer alıyordu.
Bu rakamların sadece istatistik olmadığını, her birinin “semaya yükselen ahlar, imdat çığlıkları ve gözyaşları” olduğunu belirten Erdoğan, Rıfat el‑Arir’in şiirine atıfta bulunarak, “Eğer ölmem gerekiyorsa, sen yaşamalısın” sözlerinin sorumluluğunun kendilerinde olduğunu söyledi.
Erdoğan, moloz yığınları arasında kurulan uzun Ramazan sofraları, renkli bayraklar ve fenerlerin bir “meydan okuma” haline geldiğini, yıkıntıların ortasında yapılan düğünlerin ise “en asil direniş” olduğunu ifade etti. Sanatçılarının, eksik malzemelerle bile “açlık ve kıtlık yok” mesajını vermek için çalıştığını, resim malzemeleri kaybolmuş bir ressamın ise “kaynamayan tencerelerle açlığı resmettiğini” dile getirdi.
Erdoğan, Gazze’de yaşayanların hâlâ evlerinin anahtarlarını taşıdığını, bu anahtarlarla bir gün yeniden kapılarını açacaklarına inandıklarını vurguladı. Küllerinden doğacak bir Gazze’ye ve bu süreçte “umudun ve direnişin bir parçası” olmamız gerektiğine dikkat çekti.
Konuşmanın son bölümünde Emine Erdoğan, “Filistin’i savunmak, insan kalma hakkımızı savunmaktır” diyerek, sadece Filistin halkını değil, tüm insanlığı koruma sorumluluğunun altını çizdi. Kültürel ambargonun kırılması, hafıza oluşturma ve sanat yoluyla anlatımın önemi vurgulandı. “Eğer bugün çocuklara kurşun sıkılabiliyorsa, açlığa mahkum bebekler ağlamaktan vazgeçiyorsa, o zaman hiçbir insan güvende değildir” şeklindeki uyarı, uluslararası toplumun harekete geçmesi gerektiğine işaret ediyor.
Katılımcılar arasında Filistin’in Ankara Büyükelçisi Nasri Abu Jaish, Türk Kızılay Genel Başkanı Prof. Dr. Fatma Meriç Yılmaz, Kalyon Holding Yönetim Kurulu Başkanı Cemal Kalyoncu ve Demirören Holding temsilcileri yer aldı. Erdoğan ailesi ve çeşitli iş dünyası liderleri, sergiye destek verdiklerini belirterek, “Hayra dokunan bu kıymetli sergi için Kalyon Vakfı’na teşekkür ediyoruz” şeklinde bir ortak teşekkür konuşması gerçekleştirdi.
‘Kalanlar’ sergisi, sanatın evrensel dilini kullanarak “Uluslararası Hukuk ve İnsan Hakları” konularını geniş kitlelere duyurmayı amaçlıyor. Sergi, 30 Mart’a kadar devam edecek ve bu süreçte yeni enstalasyonlar ve interaktif deneyimler eklenerek ziyaretçilerin farkındalığını artıracak.
Bu etkinlik, Türkiye’nin Filistin’e yönelik insani destek ve kültürel dayanışma politikalarının bir göstergesi olarak kabul edilirken, Emine Erdoğan’ın konuşması da bu dayanışmanın politik bir boyutunu kamuoyuna güçlü bir şekilde hatırlattı.