Jülide Sarıeroğlu (AK Parti Ankara Milletvekili) toplantıyı açarken şunları söyledi: “Biliyorsunuz, her toplantıda farklı bir başlığı, farklı bir engel grubunu, farklı bir perspektifi bu masaya taşımaya gayret ediyoruz. Bugün hem akademinin birikimini hem de işitme engelli bireylerimizin tecrübe ve önerilerini hep birlikte inşallah, çalışacağız.” Bu sözler, komisyonun çok yönlü ve kapsayıcı bir yaklaşım benimseyeceğinin sinyalini verdi.

Prof. Dr. Halise Pelin Karasu, eğitim ve istihdam alanındaki hakların hâlâ tam olarak sağlanamadığını vurguladı. “Toplumsal kabul en çok sıkıntı duyduğumuz alanlardan bir tanesi; aile içinde, okulda ve iş yerinde kabul olmak üzere ele alınabilir.” dedi. Karasu ayrıca, “Eğitim ortamlarına yerleştirme süreci, rehberlik ve araştırma merkezlerinin değerlendirmesi sonucu ve aileyle ortak bir görüşle belirleniyor.” ifadesiyle mevcut sistemin karmaşık yapısına işaret etti.
Karasu, eğitim ortamlarının **çocukların bireysel ihtiyaçlarına göre düzenlenmesi** gerektiğini savunuyor. Ancak “her okulda aynı zenginlikte ve aynı doğrulukta uygulanmıyor” şeklindeki eleştirisi, standart bir denetim mekanizmasının eksikliğini ortaya koyuyor. Özellikle işitme kaybı yaşayan bireyler için öğretmenlik programının kapatılması, kapsayıcı eğitim sistemine ciddi bir darbe vurmuş durumda. Karasu, “Özel eğitim öğretmenleri bütün yetersizlik türlerine eğitim veriyor, bu da uzmanlaşmış öğretmen eksikliğine yol açıyor.” diyerek sorunun kökenine değindi.
Anadolu Üniversitesi İşitme Engelli Çocuklar Eğitim Araştırma Merkezi Müdürü Zerrin Turan, yenidoğan tarama testlerinin Türkiye’de 2005’ten bu yana tüm doğum hastanelerinde zorunlu olduğunu ve %98 oranında bebeklerin bu testlerden geçtiğini açıkladı. “Erken tanı sayesinde cihazlandırma, koklear implant gibi müdahaleler daha genç yaşta uygulanabiliyor ve çocuklar konuşma dilini geliştirebiliyor.” şeklinde konuştu.
Türkiye’de tanı yaşının düşmesi, uluslararası standartlarla uyum sağlanmasına katkı sağlasa da eğitim sürecinin erken aşamalara hâlâ yetişememesi bir engel oluşturuyor. Turan, “Çok aşamalı işlemler, ailelerin ve kurumların üzerindeki bürokrasiyi artırıyor; bu da müdahale sürecini geciktiriyor.” dedi.
Komisyon üyeleri, aşağıdaki başlıkları öncelikli eylem alanı olarak belirledi:
1. Standart Denetim Mekanizması: Eğitim kurumlarında işitme engelli öğrencilerin bireysel ihtiyaçlarına uygun altyapı ve pedagojik destek sağlanması.
2. Öğretmen Yetiştirme Programları: İşitme engelliler öğretmenliği gibi uzmanlaşmış bölümlerin yeniden açılması ve mevcut öğretmenlerin sürekli mesleki gelişim kurslarına katılması.
3. Toplumsal Farkındalık Kampanyaları: Aile, okul ve iş yerlerinde engelli bireylerin kabulünü artıracak bilinçlendirme projelerinin hayata geçirilmesi.
4. Erken Tanı Protokollerinin Hızlandırılması: Tarama sonrası yönlendirme süreçlerinin dijitalleştirilmesi, bekleme süresinin kısaltılması ve cihaz temini için finansal destek mekanizmalarının genişletilmesi.
Bu öneriler, yalnızca işitme engelliler için değil, tüm engelli grupların hak ve ihtiyaçlarını daha kapsayıcı bir çerçevede ele almayı amaçlıyor. Komisyonun bir sonraki oturumunda, bu önerilerin yasa tasarılarına dönüştürülüp dönüştürülmeyeceği değerlendirilecek.