
Rina Oh, 1990’ların sonunda New York’ta sanat eğitimi almayı hayal ederken, maddi destek bulmakta zorlanıyordu. Jeffrey Epstein ile 2001 yılında bir sanat sergisinde tesadüfen tanıştı ve kendisine “burs” teklifinde bulundu. Oh, bu teklifi “hayallerime bir kapı aralayan nadir bir fırsat” olarak gördü ve umudunu Epstein’a bağladı.

İlk başta Epstein, kendini hayırsever bir bağışçı olarak tanıttı. Ancak Oh, zamanla Epstein’ın davranışlarının giderek rahatsız edici bir hâle geldiğini fark etti. “Onun dünyasında yazılı olmayan bir düzen vardı. Yanına giden herkes eninde sonunda aynı odaya yönlendiriliyordu,” diye hatırlıyor. Bu odalar, cinsel istismar ve zorunlu seks ticareti için kullanılan gizli mekanlardı.
Epstein, Oh’un sanat eğitimine başlamasını sağladıktan sonra, onu sürekli izlemeye ve yönlendirmeye başladı. Oh, “burs”un koşullarını yerine getirmediğimde, maddi desteği aniden geri çektiklerini ve beni tehdit ettiklerini belirtiyor. Bu baskı, genç kadının kendisini suçlu ve yalnız hissetmesine yol açtı.
Yaklaşık 25 yıl sonra, ABD Adalet Bakanlığı’nın yayımladığı Epstein dosyaları sayesinde Oh, geçmişte yaşadıklarını kamuoyuna açıklamaya cesaret etti. “Bu belgeler, yaşadığım travmanın bir parçası olduğunu ve yalnız olmadığımı gösteriyor,” diyerek, aynı mağdurlarla dayanışma içinde olduğunu vurguladı. Oh, Virginia Giuffre gibi tanınmış mağdurların hikâyeleriyle kıyaslandığında kendi öyküsünün gölgede kaldığını hissediyor ve bu durumu düzeltmek için hukuki mücadele yürütüyor.
Bugün iki çocuk annesi olan Rina Oh, 2026 yılında yaşadıklarını anlatan bir kitap çıkarmayı planlıyor. “Artık hikâyemi kendi sözlerimle anlatma zamanı,” diyerek, sessizliğini kırıp benzer mağdurlara ses olmayı hedefliyor. Uzmanlar, bu tür kişisel tanıklıkların “Epstein’ın geniş çaplı istismar ağına dair yeni ışıklar” tutacağını belirtiyor.