CHP Genel Başkanı Özgür Özel, son günlerde gündeme gelen “cellat” tartışması çerçevesinde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a “Türkiye’yi kurtaran tek parti bizdik, dedelerimiz oradaydı; senin deden neredeydi?” sorusunu yöneltti. Özel, bu sözleriyle geçmişteki siyasi mücadeleleri hatırlatarak, mevcut muhalefetin “tarihi bir husumet” alanına çekildiğini ima etti.
Erdoğan, “İnsanlık İçin Güçlü Türkiye” programında bu provokasyona yanıt verirken, “CHP Genel Başkanı her köşeye sıkıştığında ya topu taca atıyor ya saldırganlaşıyor ya da saçmalıyor” ifadelerini kullandı. Ardından, Sarıkamış’ta şehit düşen rahmetli dedemi bir asır önce nerede olduğunu sormuş diyerek, Özel’in sorusunun tarihsel bağlamdan kopuk olduğunu vurguladı. Cumhurbaşkanı, gençlik kollarının da “bu siyaset acemisine hak ettiği cevabı verdiğini” belirtti ve İstanbul’da “kaynakları yağmayan suç örgütüne posta güvercinliği yapmayı marifet zanneden” bir isim için “nefes harcamayı israf görüyorum” sözleriyle eleştiriyi zirveye taşıdı.

Erdoğan’ın bu açıklamaları, sosyal medyada ve muhalefet meclislerinde geniş yankı buldu. İttifak Partileri temsilcileri, Cumhurbaşkanı’nın “tarihsel bir metafor” kullandığını, ancak “siyasi söyleminin aşırı sertleştiğini” dile getirdi. Özel ise, “Bu tür söylemler, demokratik diyaloğu zedeler; ama biz tarihimizin kahramanlarını unutmuyoruz” diyerek savunmasını sürdürdü.
Uzmanlar, bu tür karşılıklı atışların Türkiye siyasetinde “normalleşen bir gerilim” olduğunu ve “seçim dönemi öncesinde politikacıların provokatif dil kullanma ihtimalinin arttığını” belirtti.
Erdoğan’ın açıklamasında özellikle gençlik kollarının “hak ettiği cevabı” verdiği vurgulanırken, AK Parti Gençlik Kolları’nın sosyal medya hesaplarında yayımlanan bir video da gündeme oturdu. Videoda, gençlik kolları mensupları “Tarihin gölgesinde yürüyen bir milletiz, geçmişteki kahramanlarımızı unutmamalıyız” sözleriyle destek mesajı verdi.
Bu diyalog, Türkiye’nin yakın tarihindeki siyasi çekişmelerin yeni bir boyuta taşındığını gösteriyor. İki parti arasındaki sert üslup, seçim öncesi atmosferin gerginliğini artırırken, kamuoyunda “siyaset sahnesinde kim ne kadar sert konuşabilir?” sorusunu gündeme getirdi.