Eurovision Şarkı Yarışması’nın 2024’teki galibi İsviçreli şarkıcı Nemo, “Bu ödülün artık bana ait olmadığını düşünüyorum” sözleriyle kazandığı birincilik ödülünü geri vermeye karar verdi. Nemo, bu kararını İsrail’in yarışmaya katılımını destekleyen bir tutumun, sanatçının etik ve siyasi sorumluluklarıyla çeliştiğini belirterek açıkladı.
İsrail’in Eurovision’a katılımı, son aylarda Avrupa’nın birçok ülkesinde yoğun bir siyasi tartışmaya yol açtı. İzlanda, İspanya, Slovenya, Hollanda ve İrlanda gibi ülkeler, yarışmayı televizyon üzerinden yayınlamama ve hatta ülke temsilcilerini sahneye çıkarmama kararı alarak protesto sinyali verdi. Bu ülkeler, İsrail’in Orta Doğu’daki insan hakları uygulamalarını eleştirerek, kültür-sport platformlarının siyasi araç olarak kullanılmaması gerektiğini savundu.
Nemo, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, “Müziğin birleştirici gücüne inandığım kadar, insan hakları ve adalet konularında da duyarlı olmalıyım” ifadelerini kullandı. “Bu karar, sadece benim değil, birçok sanatçının sesini duyurmak için bir adımdır.” şeklinde ekledi. Açıklamaya, Eurovision hayranları, insan hakları örgütleri ve çeşitli politik aktörler tarafından farklı tepkiler geldi; bazıları Nemo’yu cesur bir figür olarak överken, diğerleri yarışmanın politikadan uzak kalması gerektiğini savundu.

Eurovision tarihinin bir dönüm noktasında, 2019’da Ukrayna’nın Rusya’yı protesto etmesi ve 2022’de Rusya’nın savaş politikalarının yarışmaya yansıması gibi örnekler görülmüştü. Bu tür olaylar, yarışmanın sadece bir müzik festivali değil, aynı zamanda küresel politikaların da sahnesi haline geldiğini gösteriyor.
Nemo’nun ödül iadesi kararı, Eurovision’un gelecekteki düzenlemelerinde politik baskıların nasıl ele alınacağına dair yeni tartışmaların fitilini ateşledi. Yarışma organizatörleri, katılımcı ülkelerin politik duruşlarını nasıl dengeleyecekleri ve sanatın evrensel bir dil olarak kalmasını nasıl sağlayacakları konusunda stratejik adımlar atmak zorunda kalacak. Bu süreçte, sanatçılar ve izleyiciler de “Müzik ne kadar özgür olmalı?” sorusunu yeniden gündeme getirecek gibi görünüyor.