Ezgi Apartmanı Davası: Bilirkişi Raporları Tartışmalı

Ezgi Apartmanı Davası: Bilirkişi Raporları Tartışmalı
Yayınlama: 24.12.2025
4
A+
A-

Ezgi Apartmanı davasında bilirkişi raporları, tutuklama kararının hukuki dayanağını sorguluyor.

Davanın Arka Planı

Kahramanmaraş’ta 6 Şubat tarihinde gerçekleşen depremler sonucunda çökerek yıkılan Ezgi Apartmanı, hem can kayıpları hem de büyük maddi zararlar meydana getirdi. Olayın ardından açılan ceza davasında, apartmanın sahibi ve yöneticileri tutuklandı ve süreçte çeşitli teknik incelemeler yapıldı. Sanıkların avukatı Ersan Şen, bu tutuklamaların temelinde yer alan bilirkişi raporlarının eksik ve hatalı olduğunu iddia ederek, hukuki mücadelesini sürdürmekte.

KTÜ Raporuna İtiraz

Karadeniz Teknik Üniversitesi (KTÜ) tarafından hazırlanan ilk bilirkişi raporunda, binanın çöküşüne yol açan tek etkenin ruhsatsız tadilat olduğu belirtilmişti. Av. Şen, bu rapora “İlliyet bağı kurulmadan asli kusur yüklenemez” diyerek sert bir itirazda bulundu. “KTÜ raporunda, tadilat ile yıkım arasında illiyet bağı kurulmadan, ruhsatsız tadilat yapıldığı gerekçesiyle asli kusur isnat ediliyor. Böyle bir tespit hukuken mümkün değildir” şeklinde açıklama yaptı.

Ek Raporlar ve Diğer Üniversitelerin Görüşleri

Şen, Gaziantep’in Nurdağı ilçesindeki benzer bir apartman çöküşü davasını emsal göstererek, aynı üniversitenin farklı bir dosyada zıt bir görüş bildirdiğini hatırlattı. İslahiye’deki davada, mahkeme aynı bilirkişi heyetinden ek rapor talep etmiş ve bu raporda tadilat ile yıkım arasında illiyet bağının bulunmadığı tespit edilmişti. Sonuç olarak, ilgili sanıklar serbest bırakılmıştı.

İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) ve Orta Doğu Teknik Üniversitesi (ODTÜ) tarafından da hazırlanan raporlar, “Yapılan tadilatların binanın yıkımına neden olmadığı” kanaatini net bir şekilde ortaya koydu. Şen, KTÜ raporunun bu önemli noktayı göz ardı ettiğini ve dolayısıyla raporun “eksik ve hatalı” olduğunu vurguladı.

Hukuki Değerlendirme ve İlliyet Bağı

Av. Şen, Türk Ceza Kanunu’nun 22. maddesine dayanarak, asli kusur tespitinin yalnızca mahkemenin yetkisinde olduğunu belirtti. “Bilirkişilerin yalnızca teknik değerlendirme yapabileceğini, kusurun hukuki nitelendirmesinin ise mahkemeye ait olduğunu” sözlerine ekledi. Bu bağlamda, bilirkişi raporlarının “sadece teknik bulgulara dayandığı, suçun niyet ve sorumluluk boyutunu değerlendiremediği” vurgulandı.

Gelişen Durum ve İtiraz Süreci

Tüm bu raporların ortaya koyduğu lehine bulgulara rağmen, sanıkların tutuklu hâli hâlâ devam ediyor. Av. Şen, “Tutuklama tedbiri için gerekli olan kuvvetli suç şüphesini gösteren somut deliller bulunmamaktadır” diyerek, mevcut tutuklama kararının hukuki dayanağının yetersiz olduğunu savunuyor. Şen, “İtirazlarımız sürüyor, süreç devam edecek” şeklinde açıklama yaparak, davanın seyrinin hâlâ belirsiz olduğunu ifade etti.

Bir Yorum Yazın


Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.