Enerji piyasasında devlet destekli tarifeler uzun yıllardır tüketicilerin en çok başvurduğu koruma mekanizması olmuştur. Ancak 2026 yılı itibarıyla bu yapı köklü bir değişikliğe gidiyor. 1 Ocak 2026 tarihinden itibaren yürürlüğe girecek düzenleme, yıllık tüketim sınırını 5.000 kWhden 4.000 kWhye düşürüyor.
Bu yeni sınır, ortalama aylık 333 kWh tüketimle eşdeğer ve mevcut tarifelerde bu miktarın fatura karşılığı 984 TL olarak tahmin ediliyor. Yıllık tüketimi bu seviyeyi aşan konut aboneleri, bir sonraki yıl devlet desteğinden tamamen mahrum kalacak.
Hükümet, bu adımı enerji maliyetlerinin sürdürülebilirliğini sağlamak ve arz‑talep dengesini korumak amacıyla attı. Ancak yaklaşık 2,5 milyon konut abonesi bu yeni tarifeden etkilenerek fatura tutarında ciddi bir artış yaşayabilir.
Türkiye genelinde 43 milyon elektrik abonesinin %6’sını oluşturan bu kesim, özellikle klima ve ısıtıcı kullanımının yoğun olduğu bölgelerde daha fazla baskı altında kalacak. Antalya ve Adana gibi sıcak iklimli şehirlerde tüketim limitinin sıkça aşıldığı belirtiliyor.

Elektrik dağıtım şirketleri, yeni sınıra yaklaşan abonelere bilgilendirme mesajları göndermeye başladı. Mesajlarda, tüketicilere serbest tüketici haklarını kullanarak EPDK’nin internet sitesinde yer alan tedarik şirketleriyle ikili anlaşma yapabilecekleri hatırlatılıyor.
Limitin üzerinde kalan hanehalkları, serbest piyasada sabit fiyatlı ya da piyasa fiyatına endeksli tarifeler arasından seçim yapma fırsatı bulacak. Bu seçenek, bazı tüketiciler için maliyetlerini dengeleyebilir, ancak aynı zamanda piyasada fiyat dalgalanmalarına da maruz kalabilecekleri anlamına geliyor.
Yeni tarifenin uygulanma süreci de dikkat çekici. 4.000 kWh sınırını aşan ayı takip eden üçüncü ayın başında tarifede değişiklik aktif hale gelecek. Örneğin, 2025 yılı içinde Ekim ayıda bu eşiği geçen bir abone, 1 Ocak 2026’dan itibaren yeni tarifeyi yansıtacak bir fatura alacak.
Uzmanlar, bu düzenlemenin uzun vadede enerji verimliliği yatırımlarını teşvik edebileceği ve yüksek tüketimli hanehalklarını daha tasarruflu davranmaya yönlendirebileceği görüşünü paylaşıyor. Diğer yandan, düşük gelirli ailelerin ek yük altında kalmaması için sosyal yardım paketlerinin gözden geçirilmesi gerektiği de vurgulanıyor.