
Dünyaca ünlü piyanist, besteci ve sanatçı Fazıl Say, İstanbul’un gözde mekanlarından Volkswagen Arena’da geleneksel yıl sonu konserini gerçekleştirdi. ACM Prodüksiyon’un desteğiyle sahneye çıkan Say, hem klasik hem de çağdaş temaları bir araya getirerek izleyicileri büyüledi.

Konser programının odak noktası, Say’ın iki yeni eseri Mother Earth ve Mohart ve Mevlana‘nın Türkiye prömiyeriydi. Bu eserler, doğa temalı bir piyano konçertosu ve Doğu‑Batı sentezini yansıtan bir opera‑konçert olarak tasarlandı. Şef Nil Venditti ve Fazıl Say Festival Orkestrası’nın ortak çalışması, eserlerin zengin orkestrasyonunu sahneye taşıdı.
Konser sırasında Fazıl Say, dinleyicilere şu duygusal mesajı iletti: “Mevlana 800 yıl önce, Mozart 300 yıl önce yaşamış. Bu zamansızlık bir yerde buluşmalı diye düşündüm. Doğu ile Batı’nın şu anda, bu yüzyılda en çok birbirine dostluk eli uzatması gereken çağdayız…” Bu sözler, eserin felsefi temelini ve kültürlerarası diyaloğu vurguladı.
İklim krizi konusuna da değinen Say, şu sözlerle çevre bilincine dikkat çekti: “Dünyanın birçok şehrinde büyük su sıkıntıları var. Depremler, seller, iklim değişikliği çok arttı. İnsanlık hatalar yaparak bunları hızlandırıyor ve orman yangınları da bunlardan biri.” Bu açıklamalar, müziğin toplumsal sorumlulukla nasıl birleşebileceğini gösterdi.
Şef Nil Venditti, “Mother Earth” eserinin dünya prömiyerinin altı ay önce gerçekleştiğini hatırlatarak, “7 bölümde müzik akıyor, her bölümde farklı bir tema işleniyor. Fazıl, gerçekten bütün piyano ve orkestra renklerini bir arada kullanıyor” dedi. Bu yorum, eserin çok katmanlı yapısına ışık tuttu.
İlk bölümde, doğanın kırılganlığı ve insanlığın sorumluluğu işlenen Mother Earth adlı piyano konçertosu, Fazıl Say’ın virtüöz piyanistliği ve orkestranın dinamik uyumu ile sahnede hayat buldu. İzleyiciler, eserin dramatik yükselişlerinde nefeslerini tutarken, sonundaki umut dolu melodiyle coştu.
Programın ikinci yarısında, uzun yıllara yayılan düşünsel ve müzikal katmanları birleştiren Mozart ve Mevlana eseri sahnelendi. Şef Venditti ve koro şefi Volkan Akkoç’un yönetiminde, soprano Görkem Ezgi Yıldırım, mezzosoprano Ezgi Karakaya, tenor Mert Süngü, bas Burak Bilgili, ney sanatçısı Burcu Karadağ ve kudüm sanatçısı Aykut Köselerli eşliğinde eser, hem vokal hem de enstrümantal açıdan zengin bir deneyim sundu.
Konser, özellikle genç dinleyiciler ve çevre aktivistleri arasında büyük yankı uyandırdı. Sosyal medyada paylaşılan videolar ve yorumlar, Fazıl Say’ın mesajının geniş kitlelere ulaşmasını sağladı. Uzmanlar, bu tür bir kültür‑çevre bütünleşmesinin Türkiye’de sanat‑politikası açısından yeni bir dönemin başlangıcı olabileceğini belirtiyor.
Fazıl Say, bu konseri bir “farkındalık yaratma eseri” olarak tanımlarken, eserinin dünya çapında farklı şehirlerde de çalınacağını ve çevre bilincine katkı sağlamaya devam edeceğini vurguladı. Bu bağlamda, sanat ve doğa arasındaki köprünün güçlenmesi, müziğin evrensel dilinin en güzel örneklerinden biri olarak öne çıktı.
Fazıl Say’ın konseri gerçekten çok etkileyiciydi. Doğa ve kültür konularını bir araya getirerek yaptığı müzik, beni çok düşündürttü.