
Eski TFF Başkanvekili Lütfi Arıboğan, Türkiye Milli Olimpiyat Komitesi Başkanı Ahmet Gülüm, Avukat Prof. İlhan Helvacı ve eski TFF Genel Sekreteri Ebru Köksal, “FETÖ/PDY Silahlı Terör Örgütüne Yardım” ve “Soruşturmanın Gizliliğini İhlal” şüphesiyle İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Terör Suçları Soruşturma Bürosu tarafından gözaltına alındı.
Taraf gazetesi eski muhabiri Mehmet Baransu de aynı operasyon kapsamında ifadeye alındı.

2011 yılının 3 Temmuz’unda “Futbolda şike” soruşturması, Fenerbahçe Başkanı Aziz Yıldırım, Fenerbahçe Asbaşkanı Şekip Mosturoğlu ve Beşiktaş Asbaşkanı Serdal Adalı gibi isimlerin gözaltına alınmasıyla geniş çapta gündeme geldi. Soruşturma, 2010‑2011 sezonunda Süper Lig ve Birinci Lig’de toplam 19 maçta şike ve teşvik faaliyetlerinin yapıldığı iddiasını içeriyordu.
İstanbul 16. Ağır Ceza Mahkemesi’nde 2012 yılında verilen kararda Aziz Yıldırım 6 yıl 3 ay hapis cezasına çarptırıldı; toplam 93 sanıktan 48’i hüküm giydi. Ancak 2015 yılında beraat eden sanıkların bazıları yeniden yargılandı ve yeni kararlar alındı.
2016 Nisan’ında yeniden başlatılan “futbolda şike kumpası” soruşturması, 2017 Şubat’ında davaya dönüştü. Bu süreçte eski Samanyolu Yayın Grubu Başkanı Hidayet Karaca, eski Zaman Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Ekrem Dumanlı ve iş adamı İhsan Kalkavan da şüpheli listesine eklendi.
İddianamede, toplam 176 şikayetçi arasında Aziz Yıldırım, Şekip Mosturoğlu, Serdal Adalı, futbolcu Emmanuel Emenike ve teknik direktör Rıza Çalımbay gibi isimler bulunuyordu. Suçlamalar arasında “usulsüz kayıt”, “özel hayatın gizliliğinin ihlali”, “resmi belgede sahtecilik”, “iftira”, “kişiyi hürriyetinden yoksun bırakma”, “silahlı terör örgütü kurma, yönetme ve üye olma” ve “haberleşmenin gizliliğini ihlal” yer alıyordu.
İddianamede, şike soruşturmasının Fethullah Gülen’in talimatıyla yürütüldüğü ve “Futbol camiasına da girelim, kitleleri etkilemek için” gibi konuşmalara yer verildiği iddia edildi. Bu ifadelerin ardından Zaman gazetesinde bir toplantı yapıldığı, Karaca, Dumanlı, eski Zaman Genel Müdürü İlhan İşbilen ve Suat Yıldırım‘ın katıldığı belirtiliyor.
Mahkeme, zanlılara ağır hapis cezaları verdi. Hidayet Karaca, 76 kez “haberleşmenin gizliliğini ihlal”, 166 kez “resmi belgede sahtecilik” ve 91 kez “iftira” suçlarından toplam 1.406 yıl hapis cezasına çarptırıldı.
Eski polis memuru Lokman Yanık, “silahlı terör örgütüne yardım” ve ilgili diğer suçlardan 161 yıl 8 ay hapis cezası aldı.
Dönemin İstanbul Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürü Nazmi Ardıç ise 74 kez “haberleşmenin gizliliğini ihlal”, 86 kez “iftira” ve 148 kez “resmi belgede sahtecilik” suçlarından toplam 1.972 yıl 10 ay hapis cezasına çarptırıldı.
Bu yeni operasyon, FETÖ’nün spor camiasına sızma çabalarını ve devletin terörle mücadele kapsamında geniş çaplı bir temizlik yapma iradesini gösteriyor. Gözaltına alınan isimlerin bir kısmı, daha önceki şike soruşturmasıyla bağlantılı olarak yargılanmış ve kamuoyunun yakından takip ettiği kişilerdir. Bu durum, spor yöneticileriyle medya mensupları arasındaki ilişkilerin yeniden gözden geçirilmesine yol açabilir.
Uzmanlar, bu tip operasyonların hem adaletin tesisi hem de kamu güveninin yeniden inşa edilmesi açısından kritik olduğunu vurguluyor. Öte yandan, bazı muhalif kesimler ise süreçte siyasi motivasyonların olabileceği ihtimaline dikkat çekiyor.
Gözaltına alınan kişilerin ifadelerinin alınmasının ardından dava süreci hızla ilerleyecek. İddianameye ek yeni deliller eklenebilir ve ek soruşturmalar başlatılabilir. Uzmanlar, bu tür yüksek profilli davaların uzun vadeli sonuçları olacağını ve Türkiye’de spor yönetimi ile medya özgürlüğü konularında yeni düzenlemelere zemin hazırlayabileceğini belirtiyor.