
Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un eşi Brigitte Macron, 18 Aralık 2025 tarihinde Paris’teki tarihi Folies Bergère tiyatrosunda sahnelenen bir gösteri izlerken, feminist aktivistlerin sahneye yönelttiği “Abittan, tecavüzcü” sloganlarına yanıt olarak tartışmalı bir dil kullandı. “sales connes” (aptal kaltaklar) ve “onları attırırız” gibi ifadelerin yer aldığı video, sosyal medyada hızla yayılmaya başladı.

Bu görüntüler, Fransa’da kadın hakları hareketinin son yıllarda artan sesini ve devlet temsilcileriyle yaşanan gerilimi yeniden gündeme taşıdı.
Olayın ardından, 1971 yılında Fransa’da kürtaj hakkı için imzalanan ve “343 kadının gebeliklerini sonlandırdıklarını açıkladığı dilekçeye atıfta bulunan 343 kadın, Brigitte Macron’a karşı “kamuya hakaret” suçlamasıyla resmi şikâyette bulundu. Şikayetçi kadınların sayısının 343 olarak belirlenmesi, tarihsel bir referans olarak medyada geniş yankı buldu ve “343 kadının sesi” başlığıyla birçok haber portalında yer aldı.
Fransa’da “kamuya hakaret” (injure à caractère public) suçlaması, bir kişinin kamu göreviyle ilgili konularda hakaret içeren ifadeler kullanması halinde uygulanabilen bir suçtur. Uzman hukukçular, bu davanın sınırlarını ve olası sonuçlarını yakından inceliyor. Juliette Chapelle adlı avukat, France Inter radyosuna verdiği röportajda, “First Lady’nın sözleri, sadece bir anlık öfke patlaması değil, kamuoyunda büyük bir etki yaratabilecek nitelikte” dedi.
Protestoya neden olan gösteri, daha önce tecavüz suçlamasıyla gündeme gelen ancak delil yetersizliği nedeniyle 2024’te kapatılan Fransız aktör ve komedyen Ary Abittan’ın performansı sırasında gerçekleşti. Abittan’ın davasının 2025 başında temyiz mahkemesi tarafından onaylanması, feminist aktivistlerin tepkisini daha da artırdı ve sahneye yansımaları hızlandırdı.
Olayın ardından Brigitte Macron, Brut medya kuruluşuna verdiği röportajda sözlerini “özel bir bağlamda yapılmış yorumlar” olarak nitelendirdi ve “Eğer kadın mağdurları incittiysem üzgünüm” ifadelerini kullandı. Ancak bu açıklama, feminist çevrelerden hâlâ tatmin edici bulunmadı. Sosyal medyada #MacronHakaret etiketi binlerce kez paylaşıldı, bazı politikacılar ise olayın “Fransa’nın kadın hakları mücadelesine gölge düşürmesinin önlenmesi gerektiğini” vurguladı.
Bu dava, sadece Fransa içinde değil, uluslararası basında da geniş yankı buldu. Avrupa Birliği’ye üye ülkelerdeki feminist örgütler, benzer olayların önlenmesi için ortak bir “Kamu Görevlileri İçin Hakaret Sınırları” bildirisi hazırlamayı planladıklarını açıkladı. Ayrıca, Le Monde ve The Guardian gibi prestijli gazeteler, davanın Fransa’nın toplumsal cinsiyet eşitliği politikaları üzerindeki etkisini analiz etti.
Mahkemenin kararının ne olacağı hâlâ belirsizliğini koruyor. Uzmanlar, eğer Brigitte Macron’a ceza verilir veya kamu görevlileri için yeni bir yasal çerçeve oluşturulursa, bu durum Fransa’da kamu görevlilerinin söylem özgürlüğü ile toplumsal sorumlulukları arasındaki dengeyi yeniden şekillendirebilir. Öte yandan, feminist gruplar, davanın sonucunun “kadın hakları mücadelesinin güçlenmesi” anlamına gelmesini umut ediyor.