
Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü (TKGM) tarafından yayımlanan veriler, 2024 yılına hızlı bir giriş yapan konut, arsa, tarla, iş yeri ve ticari taşınmaz satışlarının yıl boyunca güçlü bir ivme sergilediğini gösteriyor. Ocak‑kasım döneminde gayrimenkul satışları %7,6 artarak 2 874 237 adede yükseldi. Bu sayı, daha önce 2022 yılında kaydedilen 2 825 188 satışın çok üzerinde ve tarihsel bir rekor olarak kayıtlara geçti. Gayrimenkul piyasasının bu beklenmedik yükselişi, hem bireysel alıcıların hem de yatırımcıların ilgisinin artmasıyla açıklanıyor.
Tapu dairelerinde toplam 18 410 305 işlem gerçekleştirildi. İşlemlerin dağılımı şu şekilde: yaklaşık 2,9 milyon satış, 1,2 milyondan fazla ipotek, 446 bin intikal, 157 bin düzeltme, 62,3 bin kamulaştırma, 48,3 bin ayırma, 34 bin bağış, 27,9 bin birleştirme ve 26,1 bin taksim**. Diğer işlemler ise 13,4 milyona yaklaştı. Bu çeşitlilik, gayrimenkul piyasasının sadece satışla sınırlı kalmayıp, finansal teminat, mülkiyet değişikliği ve kamusal projeler gibi birçok alanda hareketlilik gösterdiğini ortaya koyuyor.
Tapu işlemlerinden elde edilen harç geliri %73,7 artışla 139 175 722 000 TL seviyesine ulaştı. Gelirin büyük bir kısmı, 133,1 milyar TL satışı işlemlerinden sağlandı. Bu artış, devlet bütçesine önemli bir katkı sağlarken, aynı zamanda gayrimenkul piyasasındaki likidite akışının da artığını gösteriyor. Uzmanlar, bu seviyenin ekonomik büyüme ve enflasyon baskıları karşısında olumlu bir sinyal olduğunu belirtiyor.
2020‑2025 yılları arasındaki ocak‑kasım dönemlerine bakıldığında, satış adetlerinde sürekli bir artış trendi görülüyor. 2022’nin 2 825 188 satış rakamı, 2023’te hafif bir gerilemeye işaret etse de, 2024’te güçlü bir toparlanma yaşandı. Analistler, 2025 ve sonrası için kredi koşullarının iyileşmesi, düşük faiz oranları ve demografik talebin artması gibi faktörlerin satışları daha da yukarı taşıyabileceğini öngörüyor. Ancak kentsel dönüşüm projelerinin gecikmesi ve inşaat maliyetlerindeki artış risk faktörleri olarak değerlendiriliyor.
Bu veriler, gayrimenkul sektörünün Türkiye ekonomisindeki kilit rolünü bir kez daha vurgularken, yatırımcılar ve politika yapıcılar için kritik karar noktaları sunuyor.