
Samsun Emniyet Müdürlüğü Narkotik Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekipleri, İlkadım ilçesi Adalet Mahallesi’nde ikamet eden %99 görme engelli Ercan G. (30) hakkında “uyuşturucu madde ticareti yapmak” suçlamasıyla geniş çaplı bir operasyon başlattı. “İlgili şahıs, evinde ve yakın çevresinde uyuşturucu madde satışı yaptığını iddia eden şahıslara ulaşarak, örgütlü bir ticaret ağı kurmuş gibi görünüyordu.” ifadeleri polis sözcüsü tarafından verildi.
Şahısın evinde yapılan aramada 206 gram bonzai ve uyuşturucu yapımında kullanılan aseton gibi kimyasal maddeler ele geçirildi. Yakalanan malzemeler, bölgedeki son yıllarda artan uyuşturucu kaçakçılığı vakalarına paralel bir tablo çiziyor.

Ele geçirilen maddelerle ilgili olarak 6 Ağustos tarihinde Samsun Adliyesi’ne sevk edilen Ercan G., çıkarıldığı nöbetçi mahkemece tutuklandı.
Samsun 6. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen davada, Ercan G. savunmasında görme engeli nedeniyle uyuşturucu satmasının **mümkün olmadığını** ve ele geçirilen maddelerin kendisine ait olmadığını iddia etti. Ayrıca, “psikolojik sorunlarım nedeniyle bu işe bulaştım” şeklinde bir beyan sundu.
Bunun üzerine yapılan kan tahlilleri, sanığın uyuşturucu madde kullanmadığını gösterdi. Ancak, savunmanın aksine, mahkeme heyeti delilleri değerlendirerek Ercan G.’yi “uyuşturucu madde ticareti yapmak” suçundan **16 yıl 6 ay hapis cezasına** çarptırdı.
Mahkeme, sanığın %99 görme engelli olması ve uzun sürecek bir cezaevinde kalmasının sağlık açısından ciddi riskler taşıyacağını belirterek, **tahliye kararını** verdi. Bu karar, Türkiye’de engelli bireylerin ceza adalet sistemindeki yeri ve hakları konusundaki tartışmaları yeniden alevlendirdi.
Uzman hukukçular, “Ceza infaz kurumlarının engelli bireylere uygun koşullar sağlaması zorunlu; aksi takdirde uluslararası insan hakları normlarıyla çelişir” diyerek, kararın hem ceza adaletine hem de insan haklarına uygun olduğunu vurguladı.
Kararın açıklanmasının ardından sosyal medya ve yerel basında geniş yankı uyandı. Bazı kullanıcılar, “Görme engelli birinin bu kadar ağır bir ceza alması adil mi?” sorusunu yöneltirken, diğerleri “Uyuşturucu ticaretiyle mücadelede herkes aynı kefeye çekilmeli” görüşünü savundu.
Yerel STK’lar, engelli hakları kapsamında daha fazla rehabilitasyon ve sosyal destek programı talep ederken, güvenlik birimleri ise uyuşturucu ile mücadelede “hiçbir istisna olmadan” sert bir duruş sergilenmesi gerektiğini yineledi.
Bu dava, Türkiye’de engelli bireylerin suç işlediği takdirde ceza süreçlerinin nasıl yürütüleceği, cezaevlerinde engelli hakları ve rehabilitasyon politikalarının geliştirilmesi konularında kritik bir örnek teşkil ediyor. Uzmanlar, benzer vakaların önlenmesi için erken müdahale, eğitim ve sosyal entegrasyon programlarının artırılmasını öneriyor.