Halk arasında “göz çizdirme” olarak adlandırılan lazer ameliyatları, adından farklı olarak gözde herhangi bir kesik ya da çizik bırakmaz. Lazer ışını, korneanın dış tabakasını mikron düzeyinde yeniden şekillendirerek ışığın retina üzerindeki odak noktasını ayarlar. Bu sayede miyopi, hipermetropi ve astigmatizma gibi kırma kusurları kalıcı olarak düzelir.

Lazer işleminde kullanılan ışık, nanometre ölçekte bir hassasiyetle çalışır; yani göz yüzeyinde mekanik bir “çizme” hareketi söz konusu değildir.
Refraktif cerrahide bugün üç ana teknoloji öne çıkar:
1. Temassız Yüzey Lazerleri (No‑Touch Laser) – Göz yüzeyine hiçbir temas olmadan, sadece hava tabakası üzerinden ışın yönlendirilir.
2. Minimal Kesili Yöntemler (SMILE, SILK vb.) – Korneada çok küçük bir tünel açılarak, lazerle lentiküler doku çıkarılır; kesik izleri neredeyse yoktur.
3. Klasik Flepli Yöntem (FemtoLASIK) – Kornea üst tabakasında (flap) ince bir kapak oluşturulur, ardından lazerle şekillendirme yapılır.
Her yöntemin avantajları, iyileşme süresi ve uygun hasta profili farklıdır; bu yüzden lazer tipi hastanın göz anatomisine ve yaşam tarzına göre seçilir.
Bu soru en sık sorulan sorulardan biridir ve cevabı basittir: Hayır, ameliyat ağrı vermez. İşlem sırasında göz damlası ile lokal anestezi uygulanır. Hastalar genellikle hafif bir baskı ya da kısa süren bir yanma hissi bildirir, ancak bu his acıya dönüşmez.
İyileşme süresi kullanılan yönteme göre değişir. SMILE gibi minimal invaziv tekniklerde hastalar 1‑2 gün içinde günlük aktivitelere dönebilirken, FemtoLASIK’te ilk 24‑48 saat içinde hafif kuruluk ve ışığa duyarlılık görülür. Tüm yöntemlerde ameliyat sonrası damla tedavisi zorunludur; bu damlalar gözün nem dengesini korur ve iyileşme sürecini hızlandırır.
Hayır, lazer ameliyatı herkes için uygun değildir. Lazere uygunluk detaylı bir ön muayene ile belirlenir; korneanın kalınlığı, göz hastalıkları (örneğin keratokonus), otoimmün hastalıklar ve hamilelik gibi faktörler göz önünde bulundurulur. Uygunluk testi sonucunda bazı hastalar için lazer önerilmeyebilir; bu, güvenliğin her şeyin önünde tutulduğu anlamına gelir.
Birçok kişi lazer ameliyatının ileride katarakt cerrahisini zorlaştıracağını düşünür. Aslında, lazerle yapılan refraktif cerrahi katarakt operasyonlarını engellemez. Katarakt geliştiğinde, modern cerrahi teknikleri lazerle şekillendirilmiş korneayı yeniden değerlendirebilir ve görme kalitesini eski seviyesine getirebilir.
En yaygın kaygı, ameliyat sonrası göz numarasının tekrar yükselmesidir. Doğru ölçüm ve uygun lazer yöntemi seçildiğinde geri dönüş oranı çok düşüktür. Bununla birlikte, genç yaşta çok yüksek miyopi, ilerleyen yaşta gözün doğal değişimi gibi faktörler tekrar riskini artırabilir. Muayene sırasında bu riskler net bir şekilde açıklanır ve gerekirse ek tedavi planı hazırlanır.
Lazer göz ameliyatları, dünyada milyonlarca başarılı uygulamaya sahip, güvenilir bir teknolojidir. Ancak başarı cihazın adı değil, doğru hastaya doğru yöntemin seçilmesi ile mümkündür. Doğru değerlendirme, detaylı ölçüm ve kişiye özel planlama her zaman öncelik olmalıdır.
Görme kalitesi, yaşam kalitesinin en değerli parçalarından biridir; bu yüzden karar verirken bilgiye, uzman görüşüne ve detaylı muayeneye güvenmek gerekir.