Gözdeki kızarıklık, konjonktiva üzerindeki kan damarlarının genişleyerek (vazodilatasyon) daha belirgin hâle gelmesiyle ortaya çıkar. Bu durum, gözün koruyucu sıvısı yani gözyaşı filmindeki dengesizlikler, alerjen temasları ya da mekanik tahrişler sonucu gerçekleşir.
En yaygın tetikleyiciler şunlardır:
• Göz kuruluğu
• Alerjik reaksiyonlar
• Konjonktivit (bakteriyel veya viral)
• Uzun süreli ekran kullanımı
• Yetersiz uyku ve stres
Uzun saatler bilgisayar başında çalışan yetişkinlerde, gözyaşı filmi buharlaşma hızına yetişemediği için kızarıklık çok daha sık görülür.

Göz kuruluğu, modern yaşamın en yaygın göz problemlerinden biridir. Klima, düşük nem, uzun ekran süresi, kontakt lens kullanımı ve bazı sistemik ilaçlar gözyaşı kalitesini azaltır. Bu azalma, batma, yanma, kum kaçmış gibi his ve sabahları çapaklanma gibi belirtilere yol açar.
İleri aşamalara geçildiğinde, göz yüzeyinde mikro‑çizilmeler, görme bulanıklığı ve ışığa karşı aşırı hassasiyet ortaya çıkabilir. Hastaların büyük bir kısmı “geçer” diyerek göz damlası kullanmadan sorunu ertelemeye çalışır; bu ise durumun kronikleşmesine neden olur.
Polen, ev tozu akarları, hayvan tüyleri ve hatta bazı kozmetik içerikleri gözde kaşıntı, kızarıklık ve yanma yaratabilir. Alerjik konjonktivitte kaşıntı en belirgin bulgudur; ancak kaşıntının ardından gelen kızarıklık ve yanma sık sık göz kuruluğu ile karıştırılır. Göz ovuşturmak, korneanın epitel tabakasını zedeler ve keratokonus gibi ciddi hastalıkların tetikleyicisi olabilir.
Virüs ve bakteriler kısa sürede her iki göze de yayılabilir. En yaygın enfeksiyonlar konjonktivit, herpes keratit ve bakteriyel korneal ülserdir. Bu durumlarda; kızarıklık, ağrı, ışığa duyarlılık ve görme azalması gibi belirtiler görülür.
Doktor önerisi olmadan kortizonlu damlaların veya antibiyotiklerin kullanılması enfeksiyonu şiddetlendirir, göz içi basıncını yükseltir ve uzun vadede katarakt riskini artırır.
Piyasada yaygın olarak satılan kırmızı göz damlaları, konjonktival damarları geçici olarak büzerek kızarıklığı azaltır. Ancak bu geçici rahatlama, altta yatan hastalığın gizlenmesine ve ilerlemesine yol açar. Kortizon içeren damlaların uzun süreli ve kontrolsüz kullanımı; göz tansiyonunu yükseltir, katarakta sebep olur ve enfeksiyonun ağırlaşmasına neden olabilir.
1. 20‑20‑20 Kuralı: Her 20 dakikada bir, 20 saniye boyunca 20 ft (6 m) uzaktaki bir nesneye bakın.
2. Gözleri Ovuşturmayın: Ovuşturma, korneayı mikro‑travmalara maruz bırakır.
3. Nem Dengesine Dikkat: Klima ve ısıtıcı kullanılan ortamlarda nemlendirici cihazlar kullanın.
4. Kontakt Lens Hijyeni: Lensleri her gün temizleyin, kullanım süresini aşmayın ve uyku sırasında takmayın.
5. Göz Damlası Seçimi: Yalnızca doktor önerisiyle yapay gözyaşı damlalarını tercih edin; “kırmızı göz damlası” gibi kozmetik ürünlerden kaçının.
6. Beslenme: Omega‑3 yağ asitleri, lutein ve zeaksantin içeren besinler göz yüzeyini nemli tutmaya yardımcı olur.
Çocuklarda alerjik konjonktivit sık görülür; ebeveynlerin gözde kızarıklığı “basit bir rahatsızlık” gibi geçiştirmemesi gerekir. Yaşlı bireylerde ise gözyaşı üretimi doğal olarak azalır; düzenli göz muayenesi ve yapay gözyaşı kullanımı önerilir.
Eğer kızarıklıkla birlikte şu belirtiler ortaya çıkarsa, derhal bir göz doktoruna başvurulmalıdır:
• Şiddetli ağrı
• Görme bulanıklığı veya ışığa bakamama
• Gözde beyaz, sarı veya yeşil akıntı
• Gözde ani şişlik ve kızarıklığın tek gözde yoğunlaşması
Bu semptomlar, ciddi bir enfeksiyon ya da kornea yaralanmasının işareti olabilir.
Gözdeki kızarıklık, batma ve yanma, gözün bize gönderdiği küçük ama kritik sinyallerdir. Bu sinyalleri zamanında ciddiye almak, ileride ortaya çıkabilecek daha büyük göz hastalıklarının önüne geçer. Unutmayın, göz sadece görmemizi sağlamaz; aynı zamanda genel sağlık durumumuzun aynasıdır. Ona gösterdiğiniz özen, yaşam kalitenizi doğrudan etkiler.