
İngiltere hükümetinin terörle mücadele kapsamında yasaklı grup olarak nitelendirdiği ‘Palestine Action’ hareketine destek mesajı içeren bir pankart açtığı iddiasıyla, İsveçli iklim aktivisti Greta Thunberg dün sabah Londra’da polis ekipleri tarafından gözaltına alındı. Gözaltın, uluslararası çevre örgütleri ve insan hakları savunucuları tarafından “ifade özgürlüğüne yönelik bir saldırı” olarak nitelendirildi. Thunberg, gözaltı sırasında hiçbir fiziksel şiddet uygulanmadığını, ancak tutuklama kararının ardından serbest kalma prosedürünün hızlı bir şekilde yürütüldüğünü belirtti.

Londra polisinin resmi açıklamasına göre, Thunberg’e mart ayına kadar geçerli olacak bir kefalet tutarı ödenmesi şartıyla serbest bırakma kararı verildi. “Kefalet, Thunberg’in adli sürecinin devam etmesi koşuluyla geçerlidir ve mahkeme kararına kadar gözlem altında tutulacaktır” denildi. Kefalet tutarı, İngiltere’de benzer siyasi protestolarla ilgili geçmiş davalarda uygulanan ortalama bir tutara eşdeğer olarak belirlendi.
Thunberg’in tutuklanması, Birleşmiş Milletler Çevre Programı (UNEP) ve çeşitli Avrupa sivil toplum örgütleri tarafından kınandı. UNEP sözcüsü, “İfade özgürlüğü ve barışçıl protesto hakları, demokratik toplumların temel taşlarıdır. Greta Thunberg’in serbest bırakılması, bu hakların korunması yönünde olumlu bir adım” şeklinde yorum yaptı. Aktivistin avukatı ise, ilerleyen haftalarda mahkemenin kararını bekleyerek, Thunberg’in savunma hakkını tam olarak kullanabileceğini vurguladı.
Bu gelişme, İngiltere’de ifade özgürlüğü ve güvenlik politikaları arasındaki hassas dengeyi bir kez daha gözler önüne serdi. Gözaltın ve kefalet süreci, hem yerel hem de uluslararası kamuoyunda geniş yankı buldu ve “palestinyalıların hakları” tartışmasını yeniden alevlendirdi.