26 Eylül 2025 tarihinde Çınarcık ilçesi Harmanlar Mahallesi, Vali Akı Caddesi’ndeki 6 katlı binada bulunan bir evin penceresinden düşen şarkıcı Gül Tut’un ölümü, Yalova Cumhuriyet Başsavcılığı’nı harekete geçirdi. Teknik ve fiziki takibin ardından şarkıcının kızı Tuğyan Ülkem Gülter ve yakın arkadaşı Sultan Nur Ulu hakkında gözaltı kararı verildi. İstanbul ve Yalova Emniyet Müdürlükleri, şüphelilerin yurt dışına kaçma hazırlığı yaptığına dair bulgular elde etti.

İstanbul Büyükçekmece’de düzenlenen bir operasyonda Gülter ve Ulu’nun yanı sıra evde bulunan bir kişi de yakalandı. Böylece gözaltı sayısı 5’e yükseldi. Şüpheliler arasında 17 yaşındaki bir genç de yer aldı; ifadesi alındıktan sonra serbest bırakıldı. Gülter ve Ulu’yu Yalova’dan İstanbul’a götüren araç sahibi T.Y., Ulu’nun babası A.U. ve A.U.’nun daha önce çeşitli suçlardan sabıka kaydı olduğu ve denetimli serbestlik hükümlüsü olduğu öğrenildi.
Sürekli teknik ve fiziki takip altında tutulan Gülter ve Ulu’nun ifadelerinde çelişkiler tespit edildi. Bilirkişilerin olay yerinde yaptığı incelemeler, şüphelilerin canlandırma sırasında verdikleri ifadelerde tutarsızlıklar olduğunu gösterdi. Aynı zamanda farklı zamanlarda alınan üç ayrı ifade de birbirine uymadı; bu durum dosyaya “güçlü somut deliller” eklenmesine rağmen gizlilik kararının alınmasına yol açtı.
Dört gün önce, Büyükçekmece Mimaroba Mahallesi’ndeki bir sokakta güvenlik kamerasına yansıyan görüntülerde Gülter ve Ulu’nun bavullarla ayrıldığı anlar net olarak görüldü. Çift, Gürcistan veya Fransa’ya kaçmak amacıyla evden valizlerle çıkmıştı. Kaçma planı; havaalanına gidip deniz yoluyla ya da bir TIR’ın dorsesinde ülkeyi terk etmeyi içeriyordu. Bu plan, emniyet birimlerinin dikkatli takibi sayesinde suya düşürüldü.
Gözaltına alınan şüpheliler, Yalova Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne sağlık kontrolü için getirildi. Kontrol sonrası Tuğyan Ülkem Gülter ilk olarak adliyeye sevk edildi. Gülter, “Ben suçsuzum, gerçekler ortaya çıkacak” diyerek iddiaları reddetti. Bu süreçte Yalova Cumhuriyet Başsavcısı Duygu Bayar Öksüz ve iki savcı da ifadeye katıldı.
Gül Tut’un aile avukatı Rahmi Çelik, adliye önünde yaptığı açıklamada, kendileri ve meslektaşları Mert Erdoğan, Muharrem Çetin, Hakan Sezar, Aycan Hanım dosyadan çekildiklerini duyurdu. Avukatlar, “Rahmetli Gül Hanım’ın manevi mirasını korumak adına, şüphe duyduğumuz anda vekilliğimizi sonlandıracağız” şeklinde bir tutum sergiledi. Çelik, Gülter’in ve Ulu’nun hâlâ “şüpheli” statüsünde olduğunu, bu durumun suçluluk anlamına gelmediğini vurguladı.
Avukat Aycan Sevsay da aynı görüşü paylaştı: “Başından beri şüpheli olduğu kanaatine vardık ve bu nedenle dosyadan çekildik. Soruşturma hâlâ devam ediyor ve gizlilik kararı altında.”
Olay, Yalova ve çevre illerde geniş yankı uyandırdı. Sosyal medyada #GülTutOlum ve #GülterKaçma etiketiyle paylaşılan yorumlar, hem adli sürecin şeffaflığına hem de şarkıcının mirasına duyulan saygıyı öne çıkardı. Yerel medya, olayın gelişimini anlık olarak takip ederken, uzmanlar kaçma girişimlerinin sıkça görülen bir taktik olduğunu belirtti.
Şüphelilerin ifadeleri, adli tıp raporları ve teknik delillerin bütünleşmesiyle dava süreci ilerleyecek. Mahkemenin kararına göre, Gülter ve Ulu’nun tutuklama ya da serbest bırakma durumu yeniden değerlendirilecek. Olayın tüm detayları, hâlâ gizlilik kapsamına alınmış olsa da, kamuoyu merakı yüksek seviyede seyrediyor.