Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Katar merkezli Al Jazeera Arapça kanalına yaptığı açıklamalarda, “İsrail’in Suriye’deki hareketliliği ile SDG’nin (Suriye Demokratik Güçleri) isteksizliği arasında bir ilişki var, bir orantı var” ifadelerini kullandı. Fidan, “Bu YPG’nin tek başına aldığı bir karar değil” diyerek, Suriye’de Kürt güçleriyle ilgili stratejik bir değerlendirme sundu.

Şam yönetimi ile PKK/YPG arasındaki sorunların diyalog yoluyla çözülmesini umduğunu yineleyen Fidan, “Suriye Kürtleri de rahat eder, Araplar da rahat eder, herkes rahat eder” diyerek bölgesel istikrarın önemine değindi. Ayrıca, dış aktörlerin bölgedeki oyunlarına karışmanın “iyi bir şey değil” olduğunu belirtti.
Fidan, Gazze’de yürütülen barış sürecinin hâlâ zorlu bir aşamada olduğunu, insani yardımların yetersiz kaldığını ve İsrail’in Filistinli sivillere yönelik saldırılarını eleştirdi. “Barış planının ikinci aşamasında Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin kararının hayata geçirilmesi gerekiyor” şeklinde bir çağrıda bulundu.
Türkiye’nin, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın siyasi iradesiyle Filistin meselesine dair sorumluluk almaya hazır olduğunu vurgulayan Fidan, gerekirse asker göndermeye de istekli olduklarını söyledi.
Ukrayna’da devam eden çatışmalara dair sorulara yanıt verirken, Fidan, Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenski’nin barış planını ABD’ye göndereceğini, bu planın ilk 28 maddeden 20 maddeye indirildiğini hatırlattı. Rusya’nın ilerleyişine dikkat çeken bakan, “Avrupa’nın Ukrayna’ya destek verirken zor kararlar alması gerekiyor” ifadesini kullandı.
Türkiye’nin iki taraf arasında görüşmelerin kolaylaştırılmasına devam edeceğini ve İstanbul’un yeniden ev sahipliği yapmaya hazır olduğunu belirtti. Karadeniz’deki gelişmelerin bölgeyi savaşa sürükleyebileceği uyarısında bulunarak, “Allah korusun, artık bu durumun durması gerekiyor” dedi.
Fidan, Suriye‑İsrail arasında bir “yarış” iddialarına yanıt verirken, “Suriye’nin güvenliğine, birliğine, bütünlüğüne kim daha fazla yardımcı olacak?” sorusunun temel olduğunu vurguladı. Türkiye’nin, bölge dışı güçlerin emperyalist yayılmacılığına karşı durduğunu ve uluslararası istikrar gücünün bir parçası olma isteğini dile getirdi.
Sonuç olarak, bakanın açıklamaları, Türkiye’nin Suriye, Gazze ve Ukrayna konularında çok yönlü bir diplomatik yaklaşım benimsediğini ve bölgesel istikrarı sağlamak için aktif bir rol oynamaya hazır olduğunu ortaya koydu.