
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, “kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın almak”, “kabul etmek veya bulundurmak” ve “uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanmak, kullanılmasına yer ve imkan sağlamak” suçlarından tutuklanan eski Habertürk Genel Yayın Yönetmeni Mehmet Akif Ersoy da dahil olmak üzere toplam on şüpheliye Adli Tıp Kurumu’nda saç ve kan örnekleri alınarak test süreci başlattı.
Bu şüpheliler arasında Ela Rumeysa Cebeci, Ufuk Tetik, Şevkiye Dilara Yıldız, Mustafa Manaz, Ebru Gülan ve Buse Öztay gibi isimler de yer alıyor. Test sonuçlarının “pozitif” çıktığı öğrenildi ve bu durum kamuoyunda geniş yankı buldu.

Uyuşturucu operasyonunda gözaltına alındığı iddialarını sert bir dille yalanlayan ünlü spiker, sosyal medya hesabından “Benim adımı görebiliyor musunuz raporda? Benim adım geçiyor mu? İyi bakın!” diye sorarak kamuoyuna meydan okudu.
Devamında şu ifadeleri kullandı: “Bana iftira atanlar utanır mı bilmem ama ben kimseye hakkımı helal etmiyorum.” Bu açıklama, hem taraftarları hem de eleştirmenleri arasında yoğun bir tartışma başlattı.
“İlk günden itibaren açıklama yapıyorum, ama siz tüm kötü niyetinizle benim kötü olmam için elinizden geleni yaptınız. Güneş balçıkla sıvanmaz. Hakkıma giren herkesin Allah bin belasını versin. Gün yüzü görmeyin inşallah. İşiniz gücünüz rast gitmesin. Beter olun.” şeklindeki sözleri, sosyal medyada viral oldu ve çeşitli platformlarda paylaşıldı.
Uzmanlar, Sarıoğlu’nun bu tür bir açıklamayı kamuoyu önünde yapmasının, kişilik hakları ve itibar suçları çerçevesinde hukuki sonuçlar doğurabileceğini belirtiyor. Aynı zamanda, kamuoyunun bu tür skandallara tepkisi, medya çalışanlarının itibarının ne kadar kırılgan olduğunu bir kez daha gözler önüne serdi.
Twitter ve Instagram’da #HandeSarıoğlu etiketi binlerce kez kullanıldı. Kullanıcılar, hem destek mesajları hem de eleştiri içeren paylaşımlarda bulunarak tartışmayı ikiye bölüştürdü. Bir kısmı “hak ihlali” iddialarını “gerçek dışı” olarak nitelendirirken, diğer bir kesim ise “medya üzerindeki baskının” artması gerektiğini savundu.
Bu olay, Türkiye’de medya çalışanları ile adli süreçler arasındaki kırılgan ilişkiye bir örnek teşkil ediyor. Soruşturmanın sonuçları ne olursa olsun, Hande Sarıoğlu’nun “hakkımı helal etmiyorum” sözü, kamuoyunda uzun süre hafızalarda kalacak gibi görünüyor.