
Deprem bölgesinde yürütülen “asrın inşası” projeleri kapsamında, tarihi meclis binası yaklaşık üç yıl süren titiz bir restorasyon çalışmasıyla aslına sadık bir biçimde yeniden ayağa kaldırıldı. Çalışmalar, uzman tarihçiler, mimarlar ve konservasyon mühendislerinin ortak çabasıyla, orijinal taş ve ahşap malzemelerin mümkün olduğunca korunması hedefiyle gerçekleştirildi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 27 Aralık tarihinde Hatay’ı ziyaret ederken TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş ve MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli ile birlikte tarihi meclis binasının önünde fotoğraf çektirdi. Başkan Erdoğan, “Bu yapı, Hatay’ın tarihî kimliğinin ve kültürel mirasının canlı bir simgesidir. Küllerinden yeniden doğuşu, milletimizin direniş ve yeniden inşa azmini temsil ediyor,” diyerek binanın önemine vurgu yaptı.

Hatay Valisi Mustafa Masatlı, “Afette zarar gören kentin sembol değerlerini asıllarına sadık kalarak ihya ettik. Tarihi Meclis Binası ve yanındaki Adalı Konağı, Doğuş Grubu’nun destekleriyle bugün eskisinden daha güçlü bir yapıya kavuştu,” şeklinde konuştu. Masatlı, binanın Devlet Tiyatroları Genel Müdürlüğüne bağlı bir sahne olarak kullanılacağını ve önümüzdeki aylarda yerel tiyatro, konser ve sergi etkinliklerine ev sahipliği yapacağını belirtti.
Yusuf Günay (70), “Bu bina bizim için bir umut simgesi. Türkiye istediği zaman her şeyi yapabilir; yeter ki istersek, bu tür büyük projeleri başarıyla tamamlayabiliriz,” diyerek restorasyonun ulusal bir gurur kaynağı olduğunu vurguladı.
Şükrü Çelik (31), “Meclis binasını görünce gerçekten şaşırdım, beklediğimden çok daha güzel olmuş. Şehirdeki eski günlerin geri gelmesi gibi bir his veriyor,” diye ekledi.
Osman Göçkün (46), “Depremler çok zor günler yaşattı, ama şimdi yeni yapı sayesinde geleceğe daha umutla bakıyoruz,” diyerek çalışmaların toplumsal moral üzerindeki etkisini dile getirdi.
Binanın açılışının ardından, Devlet Tiyatroları, bölge sanatçıları ve kültür dernekleriyle iş birliği içinde bir dizi konser, tiyatro oyunu ve sergi programı hazırlıyor. Uzmanlar, bu tür tarihi mekânların kültür‑turizm potansiyelini artırarak Hatay’ın “medeniyetler şehri” kimliğini güçlendireceğini öngörüyor.
Hatay’ın kalbinde yeniden yükselen bu tarihi yapı, sadece bir mimari başarı değil, aynı zamanda deprem sonrası toplumsal dayanışma ve yeniden doğuşun da somut bir simgesi olarak yerini alıyor.