
E‑ticaretin “tek tıkla iade” kolaylığı, arka planda devasa bir tersine lojistik zinciri yaratıyor. Yaşar Üniversitesi Lojistik Yönetimi Bölümü Dr. Öğretim Üyesi Melisa Özbiltekin Pala, bu “İade Ekonomisi”nin hem mali hem de çevresel boyutlarını ortaya koydu.

Bir ürün müşteriden alıcıya geri döndüğünde; toplama, taşıma, kalite kontrol, yeniden paketleme ve stoklama gibi en az beş ayrı aşama devreye girer. Dr. Pala, “Bir kazağın üretim maliyeti genellikle ölçek ekonomileri sayesinde düşüktür; ancak iade sürecindeki her adım tek tek çok daha pahalı hale gelir” diyerek durumu özetliyor.
Yapılan araştırmalara göre, giyim sektöründe ortalama iade oranı %30‑%40’ı bulurken, her bir iade için oluşan ek maliyet, ürünün üretim maliyetinin %150‑%200’üne kadar çıkabiliyor. Bu durum, bazı firmaların iade edilen ürünleri yeniden satışa sunmak yerine imha etmeyi tercih etmesine yol açıyor.
İade sebeplerinin başında “beden uyuşmazlığı” geliyor. Bu basit neden, bir ürünün ikinci kez kargo aracılığıyla depoya, kalite kontrol merkezine ve tekrar sevkiyata yönlendirilmesiyle karbon ayak izinin iki katına çıkmasına neden oluyor. Dr. Pala, “Bir iade, ilk gönderimden sonra aynı mesafeyi tekrar kat eder; bu da moda perakendesinde ürün başına düşen CO₂ emisyonunun ilk sevkiyattan daha yüksek olabileceği anlamına gelir” uyarısında bulundu.
Bu gizli emisyon, özellikle hava kargo ve hızlı teslimat hizmetlerinde daha belirgin. Hızlı teslimatların karbon yoğunluğu, standart teslimatların %2‑%3 katı kadar olabilir. Dolayısıyla, iade süreçleri, sürdürülebilirlik hedeflerine ulaşmayı zorlaştıran bir engel olarak öne çıkıyor.
Dr. Pala, sorunun ancak stratejik iyileştirmelerle çözülebileceğini belirtiyor. “Tersine lojistik süreçleri; taşıma planlaması, enerji verimliliği, geri dönüşüm altyapısı ve yeniden satış stratejilerinin bütünleşik bir yaklaşımıyla” yönetildiğinde, hem operasyonel maliyetler düşer hem de çevresel etkiler minimize edilir.
Önerilen adımlar arasında; iade merkezlerinde yenilenebilir enerji kullanımı, paketleme malzemelerinin geri dönüştürülebilir hâle getirilmesi ve iade edilen ürünlerin yenilenebilir bir döngüde (örneğin on‑demand üretim) değerlendirilmesi bulunuyor. Ayrıca, tüketicilere “uymazsa geri gönder” seçeneği yerine “ilk denemede doğru beden seçimi” için artırılmış AR/VR deneme sistemleri sunulması da iade oranlarını %10‑%15 azaltabilir.
Sonuç olarak, iade süreçlerinin ekonomik ve ekolojik yükü, e‑ticaretin sürdürülebilir büyümesi için kritik bir kontrol noktasıdır. Şirketler, bu maliyetleri göz ardı ettiklerinde hem kârlarını hem de çevreyi risk altına sokar.