14 Mart 2011 tarihinde, Türk müziğinin efsane isimlerinden İbrahim Tatlıses silahlı bir saldırıya uğradı. Saldırının faili olarak yargılanan Abdullah Uçmak, 16 yıl hapis cezasına çarptırıldı ve o günden bu yana Tekirdağ Cezaevi’nde kaldı.
Geçen yıllar içinde bir kez daha medyanın odağında yer alan Uçmak, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, “Kimse bu ülkede yaralamadan 16 sene ceza yatmadı, tahliyemi istiyorum” ifadelerini kullandı. Bu sözler, hem kamuoyunda hem de hukuk çevrelerinde geniş yankı buldu.

Uçmak’ın bu talebi, cezaevindeki protesto eylemleri ve adalet sistemine dair tartışmaları yeniden alevlendirdi. Uzmanlar, “Bir suçun mağduru olan bir kişinin yaralanması, benzer bir suç işleyen birinin daha hafif bir ceza alması anlamına gelmez” görüşünü dile getiriyor.
Avukatları ise, Uçmak’ın cezaevi içinde sağlık sorunları ve psikolojik sıkıntılar yaşadığını, bu durumun tahliye kararını etkileyebileceğini belirtiyor. Ancak savcılar, 2011 yılındaki saldırının niteliğinin ve sonuçlarının hâlâ ağır bir suç olduğunu vurgulayarak, tahliye talebinin kabul edilmemesi gerektiğini savunuyor.
Bu paylaşım, sosyal medyada hızla yayıldı ve farklı kesimlerden tepkiler topladı. Bir yanda, “Suç işleyenlerin cezası hafifletilmemeli” diyerek eleştiriler yükselirken; diğer yanda, “İnsanlar hâlâ rehabilitasyon sürecine hak kazanmalı” şeklinde destek mesajları görüldü.
Medya kuruluşları ise, Uçmak’ın sözlerini haberleştirerek, kamuoyunun bu konudaki farkındalığını artırmayı hedefledi. Bu süreç, adalet, ceza ve toplumsal iyileşme konularının yeniden gündeme gelmesini sağladı.
Mahkeme henüz Uçmak’ın tahliye talebine dair bir karar vermedi. İlgili yargı organlarının, hem mağdurun hem de suçlunun haklarını gözeten dengeli bir tutum sergilemesi bekleniyor. Bu süreç, Türkiye’de suç ve ceza politikalarının geleceği açısından da bir örnek teşkil edebilir.