İktisadi Kalkınma Vakfı (İKV), 1965 yılında İstanbul Ticaret Odası ve İstanbul Sanayi Odası’nın öncülüğünde kurulduğu günden bu yana ülkenin ekonomik politikalarına yön veren bir platform olma görevini sürdürüyor. 60. yılını kutlamak amacıyla “Türkiye‑AB İlişkilerinin Yol Haritası ve İKV’nin Rolü” başlıklı özel bir toplantı organize etti.
Toplantıya katılanlar arasında Dışişleri Bakan Yardımcısı ve Avrupa Birliği (AB) Büyükelçisi Mehmet Kemal Bozay, İKV Başkanı Ayhan Zeytinoğlu ve davet edilen iş dünyası, sivil toplum ve akademi temsilcileri yer aldı. Açılış konuşmasını yapan Zeytinoğlu, vakfın tarihine damga vuran önceki başkanların mirasını hatırlatarak, “Türkiye’nin AB üyelik hedefi hâlâ canlıdır” mesajını verdi.
AB’nin Türkiye’ye ekonomik önemi vurgulanan konuşmada, Türkiye dış ticaretinin %30‑40’ının hâlâ Avrupa pazarına dayandığı, bu yüzden AB ile sağlam bir gümrük birliği ilişkisine ihtiyaç duyulduğu belirtildi. Zeytinoğlu, gümrük birliğinin tarım, hizmetler ve kamu alımları gibi kritik alanlarda güncellenmesinin “ekonomik rekabet gücümüzü yeniden tesis edeceği” görüşünü paylaştı.
Ulaşım altyapısının yeniden yapılandırılması ise bir diğer odak noktasıydı. Türkiye‑AB arasındaki ticaret akışının büyük bir kısmının kara yolu üzerinden gerçekleşmesi, sürdürülebilirlik ve güvenlik açısından risk oluşturuyor. Zeytinoğlu, demir yolu taşımacılığının güçlendirilmesi ve mevcut projelere AB desteğinin artırılması gerektiğini vurguladı.

Vize serbestisi “tarife dışı engel” olarak nitelendirildi. Zeytinoğlu, Türkiye’nin vize serbestisi için gerekli kriterlerin %80’ini tamamladığını, kalan noktalarda ise “hızlı ve kararlı adımlar” atılması gerektiğini dile getirdi. Bu bağlamda, iş dünyasının karşılaştığı maliyet ve zaman baskısının azaltılması, iki taraf arasında daha dinamik bir insan akışı sağlayacak.
Dışişleri Bakan Yardımcısı ve AB Büyükelçisi Bozay, 2008 finans krizi, 2015 mülteci krizi, COVID‑19 ve Ukrayna savaşı gibi küresel şokların AB‑Türkiye ilişkilerini zorladığını hatırlattı. AB’nin korumacılık ile bağlantısallık arasında sıkıştığı bir dönemde, Türkiye’nin Karadeniz güvenliği, tedarik zinciri istikrarı ve Ukrayna barışı konusundaki rolünün “bölgesel güvenlikte kritik” olduğunu belirtti.
Bozay, vize serbestisi konusunda “altı ana kriter üzerinde çalışmaya devam edeceğiz” diyerek, bu sürecin İKV’nin ve Türkiye’nin AB’ye entegrasyon çabalarının temel taşı olduğunu vurguladı.
Toplantının ilerleyen kısmında İKV Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Haluk Kabaalioğlu, “İKV’nin 60 Yıllık Yolculuğu: Bir Değerlendirme” başlıklı özel hitabıyla vakfın geçmişten bugüne ekonomik politika üretimindeki katkılarını özetledi.
İki önemli panel de aynı gün gerçekleştirildi: “Türkiye’nin AB Sürecinde Tıkanıklıkları Nasıl Aşabiliriz? Sivil Toplum ve Düşünce Kuruluşlarının Rolü” ve “AB’nin Değişen Yapısı ve Kurumsal Mimarinin Evrimi: Türkiye’nin AB’nin Geleceğindeki Yeri”. Panelllerde akademisyenler, iş insanları ve sivil toplum temsilcileri, AB’nin iç dinamiklerinin Türkiye’ye nasıl yansıyacağını tartıştı.
Toplantının genel atmosferi, “İKV’nin 60 yıllık birikimiyle Türkiye‑AB ilişkisinin yeni bir döneme girebileceği” inancını pekiştirdi. Katılımcılar, bu diyaloğun sürdürülebilir bir çerçeveye oturtulması için düzenli aralıklarla benzer platformların kurulmasını önerdi.