
İran’ın yerel para birimi (riyal), döviz kurları karşısında büyük bir değer kaybı yaşarken, temel tüketim maddelerinin fiyatları an be an artıyor. Bu durum, özellikle dar gelirli ailelerin geçim sıkıntısını katlanılmaz bir hâle getirdi ve sokaklarda günlük protestolara zemin hazırladı. Uzmanlar, enflasyonun %70’i aştığını ve döviz kuru çarpanının iki katına çıktığını belirtiyor.

Protestoların ilk patlak verdiği Tahran, kısa bir sürede Batı ve Güneybatı bölgelerine yayıldı. Güvenlik güçleriyle yürütülen müdahaleler sırasında toplamda 5 kişi yaşamını yitirdi; yaralananların sayısı ise 30’un üzerindeydi. Özellikle Loristan eyaletindeki polis karakoluna düzenlenen silahlı saldırı, olayların ne kadar hızlı alevlendiğini gösterdi. Bu saldırıda 3 güvenlik görevlisi öldü ve 17 kişi ağır yaralandı.
İran yetkilileri, protestoların yayılmasını önlemek amacıyla askeri ve polis birimlerini yoğunlaştırdı. Elburz eyaletinde, “eğitimli ve organize” olarak tanımlanan 14 kişi, patlayıcı üretimi suçlamasıyla gözaltına alındı. Ayrıca, güvenlik güçleri şehir içi kontrol noktalarını artırarak, kalabalık toplanma alanlarını izole etmeye çalıştı.
Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, ülkenin ekonomik sıkıntılarından hükümetin sorumlu olduğunu kabul etti ve “İnsanlar memnun değilse, bu bizim hatamızdır. Suçu ABD veya başkalarında aramayın. Sorumluluk bizdedir” ifadelerini kullandı. Pezeşkiyan, bazı ürünlerin ithalatı için devletin belirlediği düşük döviz kuru uygulamasını sona erdireceklerini duyurdu.
Bazı yetkililer, protestoların “dış aktörler tarafından kışkırtıldığı” yönünde açıklamalarda bulunurken, bağımsız uzmanlar bu iddiaları desteklemedi. Uzmanlar, 2022’de Mahsa Amini’nin ölümü sonrasında başlayan gösterilerin bugüne kadar en geniş çaplı halk hareketi olduğunu vurguluyor. Ekonomik krizle birlikte artan siyasi baskının, toplumsal gerilimi derinleştirdiği belirtiliyor.
İran’da devam eden ekonomik çöküş ve artan güvenlik önlemleri, ülkenin iç ve dış politikalarını yeniden şekillendirebilir. Protestoların ne kadar süreceği ve hükümetin hangi adımları atacağı, hem bölgesel istikrar hem de uluslararası ilişkiler açısından kritik bir dönemeç oluşturuyor.