
İran’ın Birleşmiş Milletler Viyana Ofisi Nezdinde Daimi Temsilciliği, IAEA Başkanı Rafael Mariano Grossi‘ye gönderdiği mektupta, ABD’nin İran’ın barışçıl nükleer programına yönelik “saldırı tehditleri” olduğunu iddia etti. Mektupta, bu tür tehditlerin k Küresel nükleer silahların yayılmasını önleme rejimi üzerinde yıkıcı etkileri olacağı vurgulandı.
İran, “Bu tehditleri normalleştirmek, kurumun güvenilirliğini tehlikeye atıyor ve doğrulama çalışmaları üzerine inşa edilen uluslararası güveni zedeliyor” diyerek, IAEA’nın denetim mekanizmasının zarar göreceği endişesini dile getirdi. İddialar, IAEA’nın nükleer faaliyetlerin barışçıl amaçlarla yürütülüp yürütülmediğini denetleme görevini sarsabilir ve uluslararası toplumu yeni bir krize sürükleyebilir.
Mektupta, Birleşmiş Milletler Şartı’nın 51. maddesine de değinilerek, “İran, egemenliği, toprak bütünlüğü, halkı veya hayati ulusal çıkarları daha fazla saldırganlık eylemine maruz kalırsa, bu hakkını kararlı ve orantılı bir şekilde kullanacaktır” ifadesi yer aldı. Bu açıklama, herhangi bir askeri müdahalenin uluslararası hukuk çerçevesinde değerlendirilmesi gerektiğini vurguluyor.
Uluslararası gözlemciler, İran’ın bu adımını “diplomatik bir uyarı” olarak nitelendiriyor ve bölgedeki gerilimin artabileceği uyarısında bulunuyor. ABD’nin ise, İran’ın nükleer faaliyetlerini yakından izlemeye devam edeceği ve olası bir ihlalde “güçlü tepkiler” göstereceği bildirildi. Uzmanlar, bu karşılıklı tehditlerin nükleer silahlanma yarışına yol açma riskini artırdığını ve IAEA’nın arabuluculuk rolünün kritik bir hâle geldiğini belirtiyor.

İran’ın mektubu, IAEA’nın bir sonraki Genel Toplantısı’nda gündeme alınması bekleniyor. Uzmanlar, bu süreçte “şeffaflık, diyalog ve uluslararası hukuk kurallarının tam uygulanması” gerektiğini vurguluyor. Ayrıca, bölgedeki diğer ülkelerin de benzer endişeleri dile getirerek, çok taraflı bir güvenlik çerçevesi oluşturma ihtiyacının altı çiziliyor.