
Gökhan Yaşar, iş arkadaşı H.B.nin aracını sattığını ve satış gelirinin bir kısmının kendi banka hesabına aktarılması gerektiğini söylemesi üzerine, arkadaşına IBAN numarasını ve banka kartını verdi. Yaşar, H.B.’nin hesabının bloke olduğunu ve paranın kendisine gönderilmesiyle sorunun çözüleceğini iddia etti.

IBAN bilgilerini verdikten birkaç saat içinde, Yaşar’ın hesabına dört ayrı taksitte toplamda 30.000 TL tutarında para geçti. Yaşar, paranın H.B.’nin aracının satışından geldiğini düşündüğü için herhangi bir şüpheye yer bırakmadı.
Yaşar, polis sorgusunda şu ifadeleri verdi: “Bir gün beni aradı, borçları nedeniyle hesabının bloke olduğunu ve IBAN numaramı gönderirse sorunu çözebileceğini söyledi. Ben de ona inandım ve IBAN’ımı verdim. Para geldikten sonra H.B. bir daha ulaşılabilir olmadı.” Olaydan iki ay sonra karakola çağrılan Yaşar, “Hem ben hem de H.B.’nin mağdurları olduğumu, iki kişiyi istemeden suç ortaklığına sürüklediğimi belirtti.
Yaşar’ın avukatı İsmail Özdemir, davanın niteliğini şu şekilde açıkladı: “Dolandırıcılar, kendilerini banka çalışanı gibi tanıtarak mağdurlardan mobil bankacılık üzerinden onay alıyor. Bu onay sonrası paralar, suç işleyen kişinin hesabına akıyor. Gökhan Bey ise paranın sadece arkadaşının araç satışından geldiğini zannederek, hesabını suç aleti hâlinde kullanmış oluyor.” Avukat, müvekkilinin niyetinin iyi olduğunu, ancak hukukun çerçevesinde sorumluluk taşıdığını vurguladı.
Bakırköy Ağır Ceza Mahkemesi, Yaşar hakkında “Kişinin, kendisini kamu görevlisi veya banka, sigorta, kredi kurumlarının çalışanı olarak tanıtması veya bu kurumlarla ilişkili olduğunu söylemesi suretiyle dolandırıcılık” suçundan soruşturma başlattı. Soruşturma sonunda, aynı suçtan 20 yıla kadar hapis istemiyle dava açıldı. Yaşar, iki çocuğunun geçimini sağlamak için ek işlerde çalıştığını, bu süreçte iş yerinde de zorlandığını belirtti.
Mahkeme, hesabın suça alet edilmesi durumunun “kamu güvenine ve finansal sistemin bütünlüğüne zarar” verdiğini hatırlatarak, benzer vakaların önüne geçilmesi için caydırıcı cezalar verilmesi gerektiğini ifade etti.
Bu olay, bankacılık dolandırıcılığı ve kişisel veri güvenliği konularında farkındalık yaratma ihtiyacını bir kez daha gözler önüne serdi. Uzmanlar, banka ve finans kurumlarının çalışanlarını taklit eden dolandırıcıların artış gösterdiğini ve vatandaşların hesap bilgilerini kesinlikle paylaşmamaları gerektiğini uyarıyor.