
Avustralya Başbakanı, 14 Aralık’ta Bondi Plajı’nda gerçekleşen silahlı saldırının IŞİD ideolojisiyle bağlantılı göründüğünü belirtti. “Bu tür bir saldırı, küresel terör örgütlerinin hâlâ ilham kaynağı olduğunu gösteriyor” diyerek olayın uluslararası güvenlik gündemindeki yerini vurguladı.
Polis ekipleri, saldırı sonrası olay yerinde ele geçirilen bir araçta el yapımı patlayıcıların yanı sıra “evde hazırlanmış” IŞİD bayrakları buldu. Saldırganların bir baba ve oğlu olduğu ortaya çıkarıldı; baba polis tarafından etkisiz hale getirildi, oğlu ise 15 kişiyi öldürmekle suçlanıyor.

IŞİD, haftalık gazetesi el‑Nabada saldırıyı doğrudan üstlenmese de, internet üzerinden yayımladığı mesajlarla şiddete “ilham verdiğini” iddia etti. BBC Monitoring’de cihatçılık uzmanı Mina al‑Lami, “Hiçbir zaman gerçekten ortadan kalkmamış bir şeyin geri dönüşünden söz edemeyiz” diyerek örgütün yeniden canlanma potansiyeline dikkat çekti.
Örgüt, geleneksel medya yerine sosyal medya platformlarını (Facebook, Instagram) kullanarak genç nüfusa ulaşmaya çalışıyor. “Dijital dünya üzerinden emir alma stratejisi, düşük maliyetle geniş kitlelere ulaşma imkanı sağlıyor” şeklinde bir açıklama yapıldı.
2017’de Suriye ve Irak’taki “halifelik” topraklarını kaybetmesinin ardından IŞİD’in etkisi azalsa da, grup hâlâ Sahel bölgesi, Nijerya, Demokratik Kongo Cumhuriyeti ve Mozambik gibi Afrika ülkelerinde aktif. Birleşmiş Milletler’e göre, Suriye ve Irak’ta hâlen yaklaşık 3 000 IŞİD savaşçısı bulunuyor; Afrika’da ise 8 000‑12 000 arasında değişen bir savaşçı sayısı tahmin ediliyor.
Afganistan’daki Horasan Vilayeti (IŞİD‑H) ise 2024‑2025 döneminde büyük ölçüde zayıfladı; saldırı düzenlemesi zorlaştı ve bölgedeki faaliyetler daha çok “vurma‑kaçma” taktikleriyle sınırlı kaldı. Bununla birlikte, Orta Asya’da (Tacikistan, Özbekistan) ve Güney Asya’da (Pakistan’ın kuzeyi) hâlâ aktif hücrelerin olduğu bildirildi.
Ekonomi ve Barış Enstitüsü’nün 2025 Küresel Terörizm Endeksi raporuna göre, IŞİD ve bağlı grupları 2024 yılında 22 ülkede 1 805 kişinin ölümünden sorumlu olarak “en ölümcül terör örgütü” konumunu korudu. Ancak propaganda gücünün büyük ölçüde azaldığı, “çok gösterişli videolar üretmekte zorlandıkları” da raporda vurgulandı.
Özellikle Afrika’da IŞİD, “cizye” adıyla vergi toplama, yerel toplulukları tehdit etme ve bazen de Hristiyanları hedef alarak bölgesel istikrarsızlığı derinleştiriyor. DRC’deki militanlar, Hristiyan toplulukları “Müslüman olmak, vergi ödemek ya da öldürülmek” seçenekleriyle zor durumda bırakıyor.
Güvenlik uzmanı Adrian Shtuni, IŞİD’in Afrika’da “katlanarak büyüdüğü” uyarısında bulunarak, zayıf yönetişim ve güvenlik boşluklarından faydalandığını belirtiyor. “Uluslararası toplumun IŞİD tehdidine tutarlı ve sürekli bir yanıt vermemesi, örgütün yeniden güç kazanmasına zemin hazırlıyor” şeklinde bir değerlendirme yapıyor.
Chatham House’dan Dr. Renad Mansour ise, IŞİD’in geçmişteki devasa halifelik yapısının artık yok olduğunu, fakat “küçük ölçekli, internetten ilham alan saldırıların hâlâ ciddi bir tehdit oluşturduğunu” vurguluyor.
Uzmanlar, IŞİD’in gelecekte hâlâ “vurma‑kaçma” taktikleriyle, özellikle Batı ülkelerinde düşük profilli saldırılar düzenleyebileceğini ve bu tür olayların medya tarafından “propaganda” amaçlı kullanılabileceğini belirtiyor.
Bondi Plajı saldırısı, IŞİD’in hâlâ küresel ölçekte ilham kaynağı olabildiğini ve örgütün dijital platformlarda varlığını sürdürdüğünü bir kez daha ortaya koydu. Güvenlik politikalarının yeniden gözden geçirilmesi, istihbarat paylaşımının artırılması ve yerel toplulukların terör propagandasına karşı dayanıklılığının geliştirilmesi acil bir gereklilik hâline geldi.
Bu gelişmeler ışığında, uluslararası toplumun IŞİD’e karşı “sürekli, koordineli ve çok yönlü bir yaklaşım” benimsemesi, örgütün yeniden yükselişini engellemek için kritik öneme sahip.