Eskişehir’in hareketli semtlerinden birinde, işitme engelli bir grup genç ve yetişkin, her hafta aynı gün bir araya gelerek halı saha futbolu oynuyor. Sesin hiç duyulmadığı bir sahada, pas, faul, gol gibi temel futbol terimlerini birbirlerine işaret diliyle aktararak oyunu sürdürüyorlar. Bu sessiz mücadele, sadece bir spor aktivitesi olmanın çok ötesinde, iletişim engellerini aşmanın ve toplumsal farkındalık yaratmanın bir yolu haline geldi.

Her hafta Çamlıca Mahallesi’ndeki yerel bir spor salonunun dışındaki halı saha, bu özel futbol seanslarına ev sahipliği yapıyor. Maçlar, geleneksel bir futbol kural setine sadık kalırken, iletişim kısmı tamamen işaret dili ve göz teması üzerine kurulu. Oyuncular, topun yönünü, pas vermek istedikleri kişiyi ve savunma pozisyonlarını el hareketleri, yüz ifadeleri ve göz teması ile belirtiyor. Gol sevinçleri ise aynı zamanda ellerini havaya kaldırarak, göz kırparak ve birlikte neşeli bir el şakasıyla kutlanıyor.
Nuri İbiş (31), “Göz teması kurarak ‘Pas ver’ ya da ‘Oraya geç’ gibi komutları veriyoruz. Cihazımı çıkardığımda tamamen sessiz bir ortamda, beden dilimizle iletişim kuruyoruz” diyor. Nuri, işitme cihazını sahada kullanmadığını, çünkü sesin oyunu bozduğunu belirtiyor. “Bizden net bir ses çıkmıyor. Gol olduğu zaman gol sesi çıkar ama onun haricinde hiçbir ses duyamıyoruz” şeklinde ekliyor.
Erdoğan Çallar, Eskişehir İşitme Engelliler Spor Kulübü Başkanı, “İsteyen herkes katılabilir, kapımız her zaman açık. Gözlerimizle hissettiklerimizi okuyarak oyun kuruyoruz” ifadelerini kullandı. Çallar, kulübün sadece futbol değil, hentbol ve basketbol gibi diğer spor dallarına da genişletmeyi planladığını ve genç nesillere işaret diliyle spor yapma bilincini aşılamayı hedeflediğini vurguladı.
Bu etkinlik, 2019’da bir grup işitme engelli genç tarafından, sosyal izolasyonu kırmak ve fiziksel aktiviteyi artırmak amacıyla kuruldu. Şu an 15’ten fazla düzenli katılımcı bulunuyor ve her ay bir kez, yerel medyanın ve belediyenin de desteğiyle bir tanıtım etkinliği düzenleniyor. Kulüp, önümüzdeki sezon için bir özel işaret dili antrenörlüğü programı başlatmayı ve bölgedeki diğer okullarla iş birliği yaparak benzer takımlar kurmayı planlıyor.
Bu sessiz sahada oluşan dayanışma, sadece sporcular arasında bir bağ oluşturmakla kalmıyor; izleyicilere, işitme engelli bireylerin de aynı tutku ve rekabet duygusuyla spor yaptıklarını gösteriyor. Dışarıdan bakıldığında “garip ses çıkarıyorlar” şeklinde yorumlar yapılsa da, bu gençler için sesin olmaması, göz teması ve beden dili sayesinde daha derin bir iletişim anlamına geliyor.