İsrail’in aşırı sağcı Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben‑Gvir, bir grup polisle birlikte Hayfa’nın hemen dışında, Nesher bölgesinde bulunan İzzeddin el‑Kassam mezarına baskın yaptı. “İlk adımı attık. İzzeddin el‑Kassam’ın mezarı yıkılmalıdır” diyerek sosyal medya hesabından paylaştığı video ile yıkım çağrısını bir kez daha duyurdu.
Videoda Ben‑Gvir, “Burası İsrail Devleti’nin toprağıdır. Kışkırtıcı yapıların kaldırılması için önemli bir adımdır” sözlerini söyledi. Polis, mezar çevresinde bulunan İslami Vakıflar İdaresi tarafından kurulmuş çadır, güvenlik kameraları ve tarihî bilgi tabelasını söktü.
Bu operasyon sırasında İsrail Meclisi İçişleri Komitesi Başkanı Yitzhak Kroizer de hazır bulundu ve baskının yasal çerçevede gerçekleştiğini vurguladı.

İsrail aşırı sağının son dönemlerde Kassam mezarının yıkılmasına yönelik çağrıları artış gösteriyor. Nesher Belediye Başkanı Roi Levy, bölgenin ticari alana dönüştürülmesi için yıkım emri talep etti. Ben‑Gvir de daha önce Meclis’te “Yıkım talimatı verin; polisi görevlendireceğiz” diyerek bu talebi resmi bir adım haline getirmişti.
Hamas temsilcisi Mahmud Merdavi, baskını “kutsal değerlere eşi görülmemiş bir saygısızlık” olarak nitelendirerek uluslararası toplumu harekete geçmeye çağırdı. “Bu, Filistin tarihinin ve ulusal‑dini sembollerinin silinmesi girişimidir” diye belirtti.
İsrail güvenlik yetkilileri ise mezarın yıkımının “kamu düzeni ve güvenliği için gerekli bir adım” olduğunu savunuyor, ancak Hamas’ın tepkisi bölgede tansiyonu yükseltti.
1883 yılında Suriye’nin Cebele kasabasında doğan Şeyh İzzeddin el‑Kassam, İngiliz ve Fransız işgallerine karşı silahlı direnişin önde gelen isimlerinden biri olarak tanınıyor. 1935’te Batı Şeria’da İngiliz kuvvetleriyle yaptığı çatışmada şehit düşen Kassam, 1936 Büyük Filistin İsyanı’nın fitilini çakan figürlerden biri olarak kabul ediliyor.
Hamas, askeri kanadına “İzzeddin el‑Kassam Tugayları” adını vererek bu tarihi kişiliği ideolojik bir mihenk taşı hâline getirmiştir. Mezara yapılan her müdahale, sadece bir fiziksel yapıdan ziyade, Filistin’in kolektif hafızasına yönelik bir saldırı olarak algılanıyor.
Birleşmiş Milletler’in ilgili birimleri, kültürel miras alanlarına yönelik müdahalelerin uluslararası hukuka aykırı olabileceği uyarısında bulundu. Avrupa Birliği temsilcileri ise “tarihi ve dini sit alanlarının korunması, bölgedeki gerilimi artırmaktan kaçınmak için kritik öneme sahiptir” şeklinde bir tutum sergiledi.
Öte yandan, İsrail içinde de kamuoyunda mezar yıkımı konusunda bölünmüş görüşler var. Bazı sağcı kesimler bu adımı “kıyıların temizlenmesi” olarak değerlendirirken, liberal ve insan hakları örgütleri ise bu tür bir eylemi “tarihi yok etme” olarak eleştiriyor.
Sonuç olarak, mezarın yıkımına yönelik adımlar hem yerel hem de uluslararası arenada yeni bir gerilim dalgası yaratma potansiyeline sahip. Bu gelişmeler, İsrail‑Filistin ilişkilerinin geleceği açısından kritik bir dönemeç oluşturuyor.