İstanbul barajları alarm veriyor! Son 10 yılın en düşük seviyesinde: Ciddi bir imtihandayız

İstanbul barajları alarm veriyor! Son 10 yılın en düşük seviyesinde: Ciddi bir imtihandayız
Yayınlama: 18.12.2025
4
A+
A-

İstanbul’a su sağlayan barajların doluluk oranı son 10 yılın aynı dönemine göre %17,83 ile en düşük seviyeye geriledi. Uzmanlar su tasarrufu seferberliği ve bilinçli tüketim çağrısında bulunuyor.

Baraj Doluluk Oranları ve Güncel Durum

İstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresi (İSKİ) verilerine göre, 15 Nisan’da %82,22’ye kadar yükselen baraj seviyeleri, sonrasında kesintisiz bir düşüş göstererek bugün %17,83 seviyesine indi. Bu oran, son on yılda aynı tarihde kaydedilen en düşük değerdir. Özellikle Kazandere (%1,81) ve Pabuçdere (%2,71) gibi kritik rezervler neredeyse kuraklık sınırına ulaşmış durumda.

Baraj bazında su miktarları:

Ömerli %16,45 – Darlık %28,27 – Elmalı %53,44 – Terkos %18,86 – Alibey %12,46 – Büyükçekmece %17,05 – Sazlıdere %15,62 – Istrancalar %29,45 – Kazandere %1,81 – Pabuçdere %2,71

Şehrin toplam biriktirme kapasitesi 868.683.000 m³ iken, şu an elinizdeki su miktarı sadece 154,700,000 m³ olarak kaydedildi. Bu fark, barajların kapasitesinin %82,2’sinin boş olduğu anlamına geliyor.

Su Kaynakları ve Tüketim Rakamları

Barajların yanı sıra, İstanbul’un su ihtiyacının büyük bir kısmını Melen ve Yeşilçay gibi akarsulardan karşılıyor. Bu yıl Melen’den 439,14 milyon m³, Yeşilçay’dan 91,49 milyon m³ olmak üzere toplam 530,63 milyon m³ su temin edildi. Ancak, şehirdeki günlük su tüketimi 3.003.000 m³ seviyesinde seyrediyor; bunun %79’i (2.363.000 m³) regülatörlerden, geri kalanı ise barajlardan karşılanıyor.

İSKİ istatistiklerine göre, 17 Aralık 2025 tarihindeki baraj doluluk oranı geçmiş yıllarla karşılaştırıldığında şöyle bir seyir izliyor: 2015 %60,98 – 2016 %38,17 – 2017 %55,44 – 2018 %69,18 – 2019 %34,67 – 2020 %21,94 – 2021 %44,68 – 2022 %34,22 – 2023 %47,45 – 2024 %30,09 – 2025 %17,83. Bu tablo, kuraklık eğiliminin artmakta olduğunu açıkça gösteriyor.

Uzman Görüşleri ve Uyarılar

İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) İklim Bilimi ve Meteoroloji Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hüseyin Toros, “Suyla ilgili ciddi bir imtihadayız. Bir an önce su tasarrufu seferberliği başlatılmalı” diyerek durumu özetledi. Toros, Akdeniz Havzası’nda son yıllarda yaşanan kuraklığın Marmara Bölgesi’ni de etkilediğini, özellikle İstanbul’un en çok yağışı Aralık ve Ocak aylarında aldığını belirtti. “Bu ay alınan yağış, neredeyse aynı miktarda su tüketimiyle dengeleniyor ve baraj doluluk oranı artmıyor,” şeklinde ekledi.

Toros, iki olası senaryoyu vurguladı: “Yoğun yağışlar gelirse ve barajlar dolarsa geçici bir rahatlama sağlanabilir; ancak yağış gelmezse su tüketimimizi %50’ye kadar azaltmak zorundayız, aksi takdirde susuzlukla yüzleşiriz.”

Ayrıca, şehrin su ihtiyacının büyük bir kısmının Melen ve Yeşilçay gibi akarsulardan geldiğini hatırlatarak, bu kaynakların da sınırlı olduğunu ve tasarruf yapılmazsa bu akarsulardan da su sıkıntısı yaşanacağını uyardı. “Musluk başlığı kullanmak, basınç ayarlı vana takmak gibi basit ama etkili önlemlerle su tüketimini yarıya indirebiliriz,” diye tavsiye etti.

Ne Yapabiliriz? – Pratik Tasarruf Tedbirleri

Uzmanların önerileri doğrultusunda vatandaşların alabileceği bazı somut adımlar şunlardır:

1. Musluk Başlıkları: Düşük akışlı başlıklar su tüketimini %30’a kadar azaltabilir.

2. Basınç Ayarlı Vanalar: Su basıncını kontrol ederek gereksiz akışı önlemek mümkündür.

3. Çamaşır ve Bulaşık Makineleri: Tam dolu makinelerde çalıştırmak, su tasarrufu sağlar.

4. Bahçe Sulama: Erken sabah veya akşam saatlerinde, damla sulama sistemleriyle sulama yapmak.

Bu önlemler, sadece bireysel tasarrufu artırmakla kalmayıp, şehir genelinde su krizinin etkilerini hafifletebilir.

Gelecek İçin Senaryo ve Çözüm Arayışı

İstanbul’un su yönetimi, iklim değişikliği ve artan nüfus baskısı altında yeniden yapılandırılmalı. Uzmanlar, uzun vadeli çözümler arasında yeni su kaynakları keşfi, yağmur suyu toplama sistemlerinin entegrasyonu ve suyun geri dönüşüm oranının artırılması gibi stratejileri önermektedir. “Su krizine karşı proaktif bir yaklaşım, sadece tasarrufla sınırlı kalmamalı; altyapı yatırımları ve bilinçli tüketim kültürü de bu mücadelede kilit rol oynar,” diye ekliyor Prof. Dr. Toros.

Şehrin su güvenliği, yalnızca baraj doluluk oranlarıyla ölçülmez; aynı zamanda toplumsal farkındalık, politik kararlar ve teknolojik inovasyonların bir arada çalışmasıyla sağlanabilir.

Bir Yorum Yazın


Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.