İstanbul Ekonomi Zirvesi, iki gün sürecek bir programla küresel ekonomi, sürdürülebilirlik, enerji, telekomünikasyon, finans, dijital dönüşüm, girişimcilik ve uluslararası yatırım gibi geniş bir yelpazede oturumlar ve B2B buluşmalarına ev sahipliği yapıyor.

Koçovska, dünya düzeninin hızla değiştiğini, jeopolitik risklerin ve enerji krizlerinin yeni bir küresel mimari oluşturduğunu vurguladı. “Bugün ekonomik ve siyasi ilişkiler eşi benzeri görülmemiş bir hızla evrilmektedir” diyerek, küresel ekonominin tedarik zincirlerinin yeniden yapılandırılması, kamu politikalarının artan etkisi ve bölgesel entegrasyonun güçlenmesiyle şekillendiğini belirtti.
Koçovska, “Her ülke ekonomik modelini yeniden tanımlama göreviyle karşı karşıyadır” diyerek, geleneksel ekonomik önlemlerin tek başına yeterli olmayacağını, dayanıklılık, güven ve büyümeyi hızlandıran politikalar gerektiğini vurguladı.
Kaan Saltık, bölgesel gerginlikler, COVID‑19 pandemisi ve küresel tedarik zincirlerindeki değişimlerin üretim haritalarını yeniden çizdiğini ifade etti. “Türkiye, genç nüfusu, jeopolitik konumu ve güçlü sanayi altyapısıyla bu dönüşüm sürecine uyum sağlamalı” dedi.
Saltık, Türkiye’nin üretim kapasitesini artırarak ve endüstriyel kabiliyetlerini global taleplere uyarlayarak sadece bir aktör değil, küresel dengeleri şekillendiren bir aktör olma şansı bulunduğunu belirtti.
Abdullah Değer, dünya çapındaki dönüşümün ekonomik yapıların yanı sıra kurumların, toplumların ve bireylerin beklentilerini köklü biçimde etkilediğini vurguladı. Enerjiden temiz teknolojiye, dijitalleşmeden sürdürülebilir kalkınmaya kadar geniş bir alanda işbirliğinin tercihten öte zorunluluk hâline geldiğini belirtti.
Değer, “Yeşil ekonomi, temiz teknolojiler ve sürdürülebilir finans, artık rekabet gücünün temel taşlarıdır” diyerek, zirvede bu konulara özel bir oturum alanı ayrıldığını ekledi.
Zirve, katılımcı ülkeler ve şirketler arasında yeni yatırım anlaşmalarının temellerini atması, ortak Ar-Ge projelerinin hayata geçirilmesi ve dijital ekosistemlerin entegrasyonu konularında somut adımların atılmasını hedefliyor. Uzmanlar, bu tür platformların bölgesel ekonomik istikrarı güçlendireceği ve Türkiye’nin uluslararası sahnedeki konumunu pekiştireceği görüşünde.