
Net 22.104 TL olarak belirlendi ve %27 zamla 28.075 TL net, 33.030 TL brüt seviyesine ulaştı. Bu artış, milyonlarca asgari ücretli ve özel sektör çalışanının satın alma gücünü önemli ölçüde artırırken, aynı zamanda enflasyon baskısını da yeniden gündeme getirdi. Asgari ücretin yükselmesi, özellikle düşük gelirli hanehalklarının yaşam standartlarını koruması açısından kritik bir adım olarak değerlendiriliyor.

Ocak ayının ilk haftasında, aralık ayı enflasyon verileri açıklanacak ve zam oranları netleşecek. Normal şartlarda SSK ve Bağkur emeklileri için 6 aylık enflasyon farkı doğrudan yansırken, memur ve memur emeklileri için toplu sözleşme zammı ve enflasyon farkı birlikte hesaplanıyor. Kasım ayı enflasyon verileri doğrultusunda, 5 aylık zam farkları %11,20 (SSK/Bagkur) ve %17,56 (memur) olarak belirlendi.
Yeminli Mali Müşavir Ahmet Kurtuluş, ikinci altı ayda enflasyonun aylık ortalama %2’nin üzerinde seyrettiğini, Kasım ayının ise %1’in altında kaldığını belirtti. Aralık ayı hedefinin %1,61 olduğu ve bu seviyeye yakın gerçekleşmesi halinde yıllık enflasyonun %31‑33 bandında olabileceği öngörülüyor. Kurtuluş, SSK ve Bağkur emeklileri için enflasyon farkının %12,5‑14 arasında, memur ve memur emeklileri için ise %18,70‑20,50 arasında olabileceğini vurguladı.
Uzman, refah payı ihtimalinin gündemde olduğunu ancak kesin bir artış beklemediklerini belirtti. Memur ve memur emeklileri için toplu sözleşme zammı, Kasım enflasyonu ile birlikte %17,55 seviyesine ulaştı; aralık enflasyonu ile birlikte bu oran %18,70‑20,50 bandına çıkabilir.
Geçmişte en düşük maaşların genellikle zam oranına yakın ya da biraz üzerinde belirlendiği göz önüne alındığında, SSK ve Bağkur emeklileri için 16.881 TL temel maaş %12,5‑14 artışla 19.000‑19.250 TL aralığına ulaşabilir. Memur emeklileri için ise 22.671 TL temel maaş %18,70‑20,50 artışla 26.900‑27.500 TL seviyelerine yükselebilir. Bu rakamlar, emeklilik geliri düşük olan milyonlarca kişiyi doğrudan etkileyerek, sosyal güvenlik sistemindeki dengeyi yeniden şekillendirebilir.
Ekonomistler, bu zam oranlarının sadece bireysel alımları artırmakla kalmayıp, aynı zamanda devlet bütçesinde de önemli bir yük oluşturacağını hatırlatıyor. Vergi gelirlerindeki artış ve kamu harcamalarındaki denge tartışmaları, yeni zamların uygulanmasından önce parlamentoda geniş bir istişare sürecini zorunlu kılıyor. Sonuçta, yüksek zam oranları hem enflasyonu kontrol altına almak hem de sosyal adaleti sağlamak arasında hassas bir dengeyi gerektiriyor.