
Japonya Merkez Bankası (BOJ), Cuma günü yaptığı olağan toplantıda kısa vadeli faiz oranını oybirliğiyle %0,50‘den %0,75‘e yükseltti. Bu karar, Ocak ayından bu yana gerçekleşen ilk faiz artışı olmanın yanı sıra, Japonya’da 1995 yılından bu yana görülmüş en yüksek kısa vadeli faiz seviyesini temsil ediyor.

BOJ, açıklamasında ücret artışlarının da etkisiyle enflasyon görünümünün güçlendiğini ve %2 enflasyon hedefine istikrarlı bir biçimde ulaşılacağına dair güvenin arttığını vurguladı. Yeni faiz oranı, reel faizlerin hâlâ negatif kalmasına rağmen, piyasa koşullarının ekonomik aktiviteyi güçlü bir şekilde desteklemeye devam edeceği mesajını taşıyor.
Geçmişten Bugüne BOJ’un Para Politikası
1999 yılında negatif faiz oranlarını uygulamaya başlayan BOJ, uzun yıllar boyunca neredeyse sıfır politika faiziyle para arzını genişleterek deflasyon riskini bertaraf etmeye çalıştı. Ancak, son yıllarda küresel enflasyon baskıları ve yerel ücret artışları, merkez bankasını daha sıkı bir para politikası izlemeye zorladı. Bu bağlamda, 30 yılda ilk kez faiz oranının yükseltilmesi, Japonya’nın uzun süredir süren düşük büyüme ve deflasyon döngüsünden çıkış sinyali olarak yorumlanıyor.
Piyasa ve Uzman Tepkileri
Finans piyasaları, bu beklenmedik hamleyi genel olarak olumlu karşıladı. Japon yeninin değerinde hafif bir yükseliş gözlemlenirken, hisse senedi endekslerinde de kısa vadeli bir toparlanma sinyali oluştu. Ekonomi uzmanları, BOJ’un “ekonomik ve fiyat görünümü öngörülerle uyumlu ilerlerse faiz artırımlarının devam edeceği” mesajının, yatırımcıların risk iştahını artıracağını ve uzun vadeli büyüme beklentilerini destekleyeceğini belirtti.
Gelecek İçin Öngörüler
BOJ, yeni politikanın ardından reel faiz oranlarının hâlâ negatif kalmaya devam edeceğini, ancak finansal koşulların ekonomik faaliyeti güçlü bir şekilde desteklemeye devam edeceğini vurguladı. Uzmanlar, eğer enflasyon hedefi istikrarlı bir biçimde tutturulabilirse, önümüzdeki 12-18 ay içinde ek bir faiz artırımı olasılığının yüksek olduğunu tahmin ediyor. Bununla birlikte, Japon ekonomisinin hâlâ bazı kırılganlıklar taşıdığı, özellikle dış talep ve demografik faktörlerin uzun vadeli büyümeyi sınırlayabileceği de unutulmamalı.
Bu tarihî karar, Japonya’nın para politikasında yeni bir dönemin kapılarını aralarken, küresel yatırımcılar ve bölgesel ekonomiler için de önemli bir referans noktası oluşturuyor.