6 Eylül 2024 tarihinde Küçük Sanayi Sitesi’nde bir fabrikanın önünde çalışan Mesut Kazancı (30), susuz kalması üzerine çalışanlardan su istemişti. İş arkadaşları ona “Bardağınız yok mu?” diyerek bir hortum göstermiş, bu da tartışmayı körüklemişti. Çıkan kavgada Ahmet I. ve Erman N. adındaki iki işçi, Kazancı’ya sopayla darbe indirdi; Kazancı ağır yaralanarak hastaneye kaldırıldı ve hayatını kaybetti.

Kahramanmaraş 5. Ağır Ceza Mahkemesi’nde davanın üçüncü duruşması yapıldı. Ahmet I., Erman N., Abdullah H., Veysel D. ve Yusuf Ü. adlı beş sanık, kasten öldürme suçundan müebbet hapis cezası ile yargılanıyor. Hacer D. ise olayla ilgili görüntüleri sildiği iddiasıyla suç delillerini yok etme suçundan 5 yıla kadar hapis talebiyle dava ediliyor.
Duruşmada tutuklu sanık Ahmet I., SEGBİS (Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi) üzerinden mahkemeye katıldı; diğer sanıklar ise mahkemede bulunmadı. Mahkeme başkanı, Kazancı’nın annesi Gül, babası Ahmet, eşi Sena ve avukatlarına söz verdi. Aile, sanıkların ağır şekilde cezalandırılmasını talep etti.
Mahkeme sonrası Kazancı’nın annesi Gül Kazancı, “Ben bir anne olarak davamın arkasındayım. Adalete güveniyorum. Bir su için evladımı öldürdüler” şeklinde duygusal bir açıklama yaptı. Babası Ahmet Kazancı ise “Yaradan bunların cezasını verecek” diyerek adalet çağrısında bulundu. Avukat Murat Çullu, dosyada eksik kalan hususların tamamlanmasını talep etti.
Yerel sivil toplum kuruluşları da olaya müdahale ederek, iş yerlerinde çalışanların temel ihtiyaçlarının karşılanmaması durumunda ortaya çıkabilecek şiddet risklerine dikkat çekti. İnsan hakları dernekleri, işverenlerin çalışanlara su temini gibi temel hizmetleri sağlama yükümlülüklerini hatırlattı.
Sanık Ahmet I., “Daha önceki beyanlarımı tekrar ediyorum. Bu işin bir tek günah keçisi ben miyim? Sinir hastası oldum, ilaç kullanıyorum.” diyerek savunmasını sürdürdü. Mahkeme, Ahmet I.’nin tutuklu halinin devamına ve diğer sanıkların adli kontrol kararının sürmesine karar vererek duruşmayı 20 Şubat 2026 tarihine erteledi.
Hukuk uzmanları, bu tür olayların işyerinde “temel insan hakları” kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini ve benzer vakaların önlenmesi için işverenlerin sorumluluklarını artıracak yasal düzenlemeler yapılması gerektiğini belirtiyor.
Su kıtlığı ve sıcak havaların etkisiyle Türkiye’nin birçok bölgesinde suya erişim sorunları artarken, bu tür dramatik olayların toplumsal gerilimi yükselttiği görülüyor. Olay, Kahramanmaraş ve çevresindeki kamuoyunda “su güvenliği” ve “işçi hakları” konularında geniş bir tartışma başlattı. “Su için bile insanın hayatı alınamaz” şeklindeki kamuoyu tepkileri, yetkililerin konuya acil bir çözüm bulması gerektiğini vurguluyor.