Yunanistan’ın önde gelen gazetelerinden Kathimerini, Netanyahu’nun ABD’deki resmi ziyaretleri sırasında Donald Trump ile kamusal alanda tam bir uyum sergilediğini, ancak arka plan konuşmalarında iki lider arasında kritik görüş ayrılıklarının gizlendiğini iddia ediyor. Gazeteye göre, Trump’ın Gazze için hazırladığı barış planları ve bölge ülkeleriyle imzaladığı bildiriler, normalde İsrail’in kabul etmeyeceği unsurları barındırsa da Netanyahu bu konuları açıkça reddetmedi ve görüntüde bir “tek ses” oluşturdu.
İsrail, Orta Doğu’da tek F-35 sahibi ülke olmanın sağladığı hava üstünlüğüne büyük önem veriyor. Türkiye’nin yaklaşık 40, Suudi Arabistan’ın ise 48 adet F-35’e ilgi göstermesi, İsrail içinde “stratejik tehdit” algısını tetikledi. Netanyahu, bu durumun İsrail’in askeri avantajını zedeleyeceğini düşündüğünden, satışların önüne geçmek için ABD içinde yüksek seviyeli temaslar yürütüyor.

Haberde, İsrailli analist Ben Caspit’in Al‑Monitor’da kaleme aldığı yazıya atıf yapılarak, Netanyahu’nun 1 Aralık’ta Lockheed Martin CEO’su Frank S. John ile gizli bir toplantı yaptığı iddia edildi. Görüşmenin ana gündemi, bölge ülkelerinin F-35 edinmesi halinde İsrail’in askeri üstünlüğünü nasıl koruyacağıydı. Ayrıca, Netanyahu’nun Trump’a yakın isimler – Jared Kushner, Steve Witkoff, Mike Waltz ve Cumhuriyetçi bağışçılar arasında öne çıkan Miriam Adelson – aracılığıyla baskı kurduğu, bu isimlerin Mar‑a‑Lago’daki olası bir görüşmede konuyu gündeme getireceği öne sürülüyor.
İddialara göre, Netanyahu, Türkiye ve Suudi Arabistan’ın F‑35 alımını engellemek için hem diplomatik hem de ekonomik baskı mekanizmalarını harekete geçiriyor. Bu çabalar, sadece askeri dengeyi korumakla kalmayıp, aynı zamanda bölgedeki ABD‑İsrail ittifakının stratejik yönünü yeniden şekillendirebilir. Uzmanlar, eğer bu gizli diplomasi başarılı olursa, Türkiye’nin savunma sanayii modernizasyon planları gecikebilir ve Suudi Arabistan’ın hava gücü projeleri de ertelenebilir. Öte yandan, bu durum ABD içinde de yeni bir politik gerilim yaratabilir; Trump yönetiminin bölge politikası, İsrail’in çıkarlarıyla çatışma noktasına gelebilir.
Sonuç olarak, kamusal alanda “tam uyum” sergileyen iki lider, perde arkasında birbirine zıt stratejik hedefler peşinde. Bu tür bir ikili oyun, uluslararası ilişkilerde “kapalı kapı” diplomasi örneklerinin ne kadar etkili olabileceğini bir kez daha gözler önüne seriyor.