Kocaeli’nin Kartepe ilçesinde bulunan Sınav Koleji’nde sınıf öğretmenliği yapan 45 yaşındaki M.A., 2023‑2024 yılları arasında 12 yaşından küçük altı kız öğrencisine cinsel istismarda bulunduğu iddiasıyla yargılandı. Savcılık, sanığın “çocuğun cinsel istismarı”, “basit tehdit” ve “12 yaşını tamamlamayan çocuğun nitelikli cinsel istismarı” suçlarından toplam 130 yıl hapis cezası almasını istedi.
Mahkeme, iddialara dayanarak sanığı 84 yıl 6 ay ile 204 yıl 5 ay arasında değişen bir ceza aralığına çarptırma talebini değerlendirdi ve nihai karar olarak 130 yıl hapis cezası verdi.

Öğrencilerin aileleri, öğretmenin “Sizi ödüllendireceğim” diyerek sınıftan öğrencileri dışarı çıkardığını ve bazılarını kucağına alarak taciz ettiğini belirtti. Şikayetlerin ardından 7 Ocak tarihinde M.A. gözaltına alındı, ifadeleri alındı ve 8 Ocak’ta tutuklanarak cezaevine gönderildi. Duruşmalara öğrencilerin ve ailelerin yanı sıra savunma avukatları da katıldı.
Sanık M.A., mahkemede suçlamaları kesin bir dille reddetti. “Odalar şeffaftır, kapılar camlıdır ve çocuklar benim her hareketimi görmektedir” diyerek iddiaların gerçek dışı olduğunu savundu. Ayrıca, 20 yıllık meslek hayatı boyunca hiç bir öğrenciye uygunsuz davranmadığını, hiçbir şikayet almadığını ve sadece eğitim ve rehberlik amacıyla öğrencileri gözlemlediğini vurguladı.
Sanık, “Hayatım boyunca iyi bir insan ve iyi bir öğretmen olarak görev yaptım, vicdanım rahattır” şeklinde duygusal bir savunma yaptı ve beraatini talep etti.
Bu karar, Türkiye’de çocuk koruma yasalarının ne kadar sert bir tutum sergilediğinin bir göstergesi olarak yorumlanıyor. Çocukların cinsel istismarıyla mücadele eden STK’lar ve aile dernekleri, mahkemenin ağır cezasının caydırıcı etkisi olmasını umut ediyor. Öte yandan, savunma avukatları, delillerin yeterliliği ve sanığın haklarının korunması konularında eleştirilerde bulunarak yargı sürecinin şeffaflığını vurguluyor.
Uzmanlar, okul içi denetim mekanizmalarının güçlendirilmesi, öğretmenlerin mesleki etik eğitimlerinin artırılması ve öğrenci-öğretmen ilişkilerinin izlenmesi gerektiğini belirtiyor.
Bu dava, eğitim kurumlarında güvenli ortamların sağlanması gerektiğine dair toplumsal bir uyarı niteliği taşıyor. Veliler, çocuklarının okul ortamında karşılaşabileceği risklere karşı daha dikkatli olmaya ve olası şüpheleri derhal yetkililere bildirmeye çağrılıyor.