Türkiye Katılım Bankaları Birliği (TKBB) Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Ali Akbin, “Ekim 2025 itibarıyla katılım finans sektörünün toplam aktif büyüklüğü yıl sonuna kıyasla %49 artarak 3,9 trilyon lira seviyesine ulaşmıştır” şeklinde bir açıklama yaptı. Bu rakam, 2024 yılına göre sektördeki en yüksek büyüme oranlarından biri olarak kayıtlara geçti.
“Bu büyüme, hem yerli yatırımcıların hem de kurumların katılım finansına olan güveninin artmasının doğrudan bir göstergesidir” diyen Akbin, sektörün dinamik yapısının sürdürülebilir bir büyüme ivmesi yakaladığını vurguladı.

Akbin, 2025’in ilk çeyreğinde sektöre toplanan fonların 2,6 trilyon lira seviyesine, kullandırılan finansman hacminin ise 2 trilyon lira olduğuna işaret etti. Net kar ise aynı dönemde %37 artışla 66 milyar lira seviyesine ulaşmıştı. Bu veriler, katılım finansının bilanço yapısını güçlendirdiğini ve müşteri tabanını istikrarlı bir şekilde genişlettiğini gösteriyor.
Güncel istatistiklere göre, katılım finans sektörü toplam finans sektörünün %8,9 payını elinde bulunduruyor. Bu oran, sektöre özgü ürün ve hizmetlerin çeşitlenmesiyle birlikte daha da artması bekleniyor.
Akbin, “Stratejik önceliklerimiz müşteri tabanını genişletmek, dijitalleşme yatırımlarını derinleştirmek ve sürdürülebilir yeşil finansman alanında daha güçlü bir yönelim geliştirmek” ifadeleriyle sektörün geleceğe yönelik yol haritasını ortaya koydu. Özellikle yeni nesil dijital bankacılık platformları, blokzincir tabanlı ödeme sistemleri ve yapay zeka destekli risk yönetimi gibi teknolojik yatırımların, sektörde rekabet avantajı sağlayacağına inandığını belirtti.
Orta Vadeli Program (OVP) çerçevesinde, katılım finansının yaygınlaştırılması, ürün çeşitliliğinin artırılması ve merkezi danışma kurulu yapısının güçlendirilmesi hedefleniyor. Bu adımların, sektördeki yönetişim kalitesini standartlaştıracağı ve katılım finans ilke‑prensiplerine uygunluk konusundaki güveni artıracağı vurgulandı.
Finansın Geleceği Zirvesi’nde Türkiye Kalkınma ve Yatırım Bankası (TKYB) Genel Müdürü İbrahim Halil Öztop, kalkınma finansmanının uzun vadeli fonlama, garanti mekanizmaları ve blended finance modelleri aracılığıyla özel sektörün üstlenemediği riskleri azaltma potansiyeline değindi. Öztop, bu finansmanın tematik odak alanlarının enerji dönüşümü, dijital altyapı, sosyal kapsayıcılık ve afet sonrası yeniden yapılandırma olduğunu belirtti.
“Türkiye, küresel dönüşümün sadece bir tüketicisi değil, aynı zamanda bir üreticisi konumunda. Bu yüzden kalkınma ve yatırım bankacılığı sektörü, ülkemizin sürdürülebilir büyümesinde kritik bir rol oynayacak” şeklinde konuştu.
Bu çerçevede, yeşil finansman projelerinin desteklenmesi, sürdürülebilir altyapı yatırımlarının finanse edilmesi ve dijitalleşme sürecinin finansal kapsayıcılıkla birleştirilmesi, sektörel stratejinin temel taşlarını oluşturuyor.
Katılım finansının yalnızca bir finansal sistem bileşeni değil, aynı zamanda ekonomik büyümenin tamamlayıcı bir unsuru olduğu vurgulandı. 3,9 trilyon lira lik aktif büyüklük hedefi, sektördeki istikrar ve büyüme potansiyelini gösterirken, dijital dönüşüm ve yeşil finansman odaklı stratejik planlar, Türkiye’nin finansal ekosisteminde yeni bir dönemin kapısını aralıyor.
Bu gelişmeler, hem yerel hem de uluslararası yatırımcıların dikkatini çekecek nitelikte ve katılım finansının gelecekteki rolünü şekillendirecek önemli bir kilometre taşı olarak öne çıkıyor.