Prof. Dr. Aziz Gül, Hatay Arı Yetiştiricileri Birliği Başkanı ve Hatay Mustafa Kemal Üniversitesi Ziraat Fakültesi Öğretim Üyesi olarak yaptığı açıklamada, “Doğru yerden alındığı sürece balın kristalize ya da sıvı olması hiçbir fark yaratmaz” dedi. Zeytinyağının soğukta donması gibi, bal da düşük sıcaklıklarda kristalleşir ve bu tamamen doğal bir korunma mekanizmasıdır.

Kristalleşen bal, tüketiciler tarafından çoğu zaman “şekerlenmiş bal” olarak algılansa da, üretim koşulları aynı kaldığı sürece kalite kaybı yaşanmaz.
Prof. Dr. Gül, arıcıların Tarım ve Orman Bakanlığı onaylı ilaçları kullanması ve peteklerde yasaklı maddelerden uzak durması gerektiğini vurguladı. “Amacımız tamamen temiz ürün ve sağlıklı arı yetiştirmektir” diyerek, pestisit kullanımına karşı dikkatli olunması gerektiğini belirtti. Bu kapsamda arıcıların düzenli bal stok takibi ve varroa kontrolü yapmaları şart.
Şekerle beslemenin sadece ilkbahar (Nisan‑Mayıs) ve sonbahar (Eylül‑Kasım) dönemlerinde, çiçek yokken koloni güçlendirmek amacıyla uygulanması gerektiğini açıklayan Prof. Dr. Gül, “Şeker balı üretmez; arı bu şekerleri tüketir ve ardından doğal bal üretimine geçer” dedi. Bu uygulamanın yanlış anlaşılması, tüketicilerin “şeker balı” gibi terimlerle kafasını karıştırmasına yol açabiliyor.
Osmaniye Arıcılar Birliği, arıcıların kış bakımının önemi ve koloni yönetimi konularında bilinçlenmesi için bir seminer düzenledi. Eğitimde besleme, stok kontrolü, hastalıklarla mücadele ve varroa kontrolü gibi temel konular ele alındı. Birliğin başkanı Emin Gaffaroğlu, “Kaliteli bal üretiminin sürdürülebilir olması için bu tür eğitimlerin devam etmesi şart” diye konuştu.
Prof. Dr. Gül, tüketicilerin bal alırken kaynağa ve üretim koşullarına dikkat etmeleri gerektiğini vurguladı. “Balın kristalleşmesi, balın kendisini korumasıdır; akışkan bal beklemek yerine doğallığını kabul etmek gerekir.” Bu bilinçle, hem arıcılar hem de tüketiciler daha sağlıklı bir bal pazarına katkıda bulunabilir.