Doğrudan yaklaşık 7 milyon çalışanı, dolaylı olarak ise toplumun genelini ilgilendiren yeni asgari ücretin belirlenmesi için Asgari Ücret Tespit Komisyonu bugün saat 14.00’te ilk oturumunu gerçekleştirecek. Toplantının önemi, sadece ücret seviyesinin belirlenmesiyle sınırlı kalmayıp, işçi-işveren ilişkileri ve ekonomik istikrar üzerindeki etkileriyle de ölçülüyor.

Türk-İş, komisyon yapısı ve ücret belirleme usullerinde değişiklik yapılmadan sürece katılmama kararını vermişti. Bu tutum, geçmişte benzer durumlarda görülmemiş bir masa tarihi ilkine işaret ediyor. Üyelerin bir kısmının katılımının sınırlı olması, kararın meşruiyetini sorgulatabilir ve olası bir yasama krizine zemin hazırlayabilir.
Bakanlığın önerisi ise kamu temsilcisinin sayısının bir üye seviyesine indirilmesi yönündeydi; ancak henüz bu konuda idari bir düzenleme yapılmadı. Bu belirsizlik, toplantının öncesinde hâlâ netleşmemiş bir ortam yaratıyor.
12 Aralık’ta Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı tarafından yapılan çağrıya göre, komisyonun karar alabilmesi için en az 10 üyenin katılması yeterli. Ancak Türk-İş’in “Ben aynı yerimdeyim” şeklindeki kararsızlığı, katılım sayısını kritik bir eşiğin altına indirebilir.
Türk-İş Başkanı Ergün Atalay, TİSK’in “Ortak Yarınlar” programı ödül töreni ve TİSK Genel Kurulu gala programına katıldıktan sonra gazetecilerle yaptığı kısa sohbette, “Henüz bir düzenleme olmadı, bu saatten sonra da zor görünüyor” dedi. Atalay’ın bu ifadesi, komisyonun ilk toplantısına katılmama ihtimalini pekiştiriyor ve masa tarihinin en kritik anına damgasını vurabilir.
Öte yandan Ankara’da, TİSK’in 29’uncu Olağan Genel Kurulu’nda Cumhurbaşkanı Erdoğan, asgari ücret tespitiyle ilgili “Ellerini taşın altına koyma” çağrısı yaptı. “İşçi kardeşlerimize yönelik atacağınız her olumlu adım; verimlilik, kazanç ve bereket olarak dönecektir” diyerek, politik bir baskı oluşturdu.
Ekonomist Prof. Dr. Seyfettin Erdoğan, “Yüzde 30 bandını geçecek bir oran beklemiyorum. Bu bandı geçen bir oran 2026 hedefleriyle örtüşmez. Asgari ücret uygulamasında daha çok gelecek döneme ilişkin enflasyon oranları dikkate alınır” şeklinde değerlendirmelerde bulundu. Uzmanlar, enflasyonist baskıların artması halinde ücret artışının %30’u aşmasının sürdürülebilir olmayacağını belirtiyor.
Yasaya göre, 2026 yılında geçerli olacak asgari ücretin ay sonuna kadar duyurulması zorunlu. Toplantı yeter sayısı için 10 üye katılmalı; aksi takdirde kararın geçerliliği sorgulanabilir.
Mevcut asgari ücret rakamları şu şekilde: Brüt 26.005,50 TL, kesintiler sonrası net 22.104,67 TL. İşveren maliyeti ise 30.621,48 TL olarak hesaplanıyor. Bu maliyetin detayları: sosyal güvenlik primi 4.095,87 TL, işsizlik sigorta fonu 520,11 TL ve diğer yasal kesinteler.
Komisyonun önümüzdeki süreçte değerlendireceği 2026 yılı için farklı zam senaryoları da masada. Senaryolar şöyle:
– %25 zam: net 27.630 TL
– %27 zam: net 28.072 TL
– %29 zam: net 28.515 TL
– %31 zam: net 28.957 TL
– %32 zam: net 29.178 TL
– %33 zam: net 29.399 TL
Uzmanlar, bu senaryoların işveren maliyetine ek yük getireceğini ve özellikle KOBİ’ler için finansal baskı oluşturacağını vurguluyor. Ayrıca, zam oranlarının yüksek olması halinde enflasyonist spiral riski de artabilir.
Toplantının sonuçları, sadece asgari ücretin seviyesini belirlemekle kalmayıp, işçi-işveren ilişkilerinin geleceği, politikanın istikrarı ve ekonomik büyüme tahminleri üzerinde de belirleyici olacak. Türk-İş’in katılmama kararı, bu sürecin ne kadar kırılgan olduğunu bir kez daha gözler önüne seriyor.