
Bulgaristan’ın başkenti Sofya başta olmak üzere, Plovdiv, Varna ve Burgas gibi büyük şehirlerinde milyonlarca vatandaş sokaklara döküldü. Katılımcılar, hükümetin hazırladığı bütçe tasarısının sosyal adaleti göz ardı ettiğini ve yolsuzluk iddialarının gizlenmeye çalışıldığını iddia ederek, seslerini daha yüksek bir platforma çıkarmak için bir araya geldi.

Görüşmelerin yoğun olduğu meydanlarda, protestocular “Adil Bütçe, Şeffaf Yönetim” sloganlarıyla pankartlar taşıyarak, hükümetin sorumluluklarını yerine getirmesini talep etti. Bu eylem, Bulgar tarihinin en geniş katılımlı halk hareketi olarak kayıtlara geçti.
İki gün süren yoğun baskı ve ulusal medyanın sürekli olarak durumu haberlemesi, iktidarın dayanma gücünü zayıflattı. İkinci günün sonunda başbakan ve bakanlar, istifa mektubunu meclise sundu ve bu karar meydanlardaki kalabalıklar tarafından coşkuyla kutlandı. Protestocular, istifa kararını “demokrasiye zafer” olarak nitelendirirken, bazı gruplar ise daha radikal bir değişim talebiyle erken seçimlerin yapılmasını zorunlu gördü.
İstifanın ardından, Bulgaristan’da bir geçiş hükümeti kurulması ve önümüzdeki üç ay içinde erken seçimlerin düzenlenmesi gündeme alındı. Siyasi partiler, yeni bir bütçe tasarısının hazırlanması ve yolsuzluk soruşturmasının bağımsız kurumlar tarafından yürütülmesi konusunda anlaşma sağlamak zorunda. Uzmanlar, bu sürecin bölge siyaseti üzerinde uzun vadeli etkileri olabileceğini ve komşu ülkelerde benzer halk hareketlerinin tetiklenebileceğini belirtiyor.
Avrupa Birliği ve NATO temsilcileri, Bulgaristan’daki barışçıl gösterileri “demokratik hakların kullanılması” olarak değerlendirdi ve yeni hükümetin istikrarı sağlamasını temin edecek bir destek sözü verdi. Öte yandan, bazı dış gözlemciler, bu tür kitlesel protestoların ekonomik reformların gecikmesine yol açabileceği konusunda uyarıda bulundu. Yine de, çoğu analist, halkın bu denli büyük bir bir araya gelmesinin, bölgedeki yolsuzlukla mücadele politikalarının yeniden şekillendirilmesinde katalizör olacağını vurguladı.